T.C. ...12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2023/749 Esas - 2025/667
T. C.
A N K A R A
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN MAHKEMEMİZCE VERİLEN KARAR
ESAS NO : 2023/749
KARAR NO : 2025/667
H
DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 01/11/2023
KARAR TARİHİ : 09/10/2025
GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 15/10/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: Müvekkili şirketin davalıdan satın aldığı "..." isimli otomasyon ve satış yazılımının, kredi kartı ile yapılan tahsilatları aynı zamanda nakit tahsilat gibi göstererek mükerrer KDV'ye tabi tutması gibi hatalar nedeniyle ayıplı olduğunu, bu durumun müvekkilin tespit edilebilen 4.906.813,60 TL tutarında fazla vergi ödemesine yol açtığını, söz konusu yazılım hatasının ... Yazılım Savunma San. A.Ş. isimli uzman firmadan alınan teknik rapor ile sabit olduğunu, davalıya Beyoğlu 9. Noterliği'nin 25/08/2023 tarih ve 07144 yevmiye sayılı ihtarı ile başvurulmasına rağmen zararın giderilmediğini, bu nedenle davalının ayıba karşı tekeffül, üreticinin sorumluluğu ve TBK'nun 112. ve 470. maddeleri uyarınca sözleşmeye aykırılıktan doğan sorumluluğunun bulunduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 100.000,00 TL belirsiz alacağın, zararın oluştuğu ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini, davalının malvarlığı üzerine ihtiyati tedbir konulmasını istemiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkili ...Ltd. Şti. tarafından sağlanan Myasoft yazılımının ayıplı olduğu iddiasıyla açılan belirsiz alacak davasının haksız ve mesnetsiz olduğunu, zararın yazılım hatasından değil, davacının müvekkilin bilgisi dışında temin ettiği ve yazılıma entegre edilmemiş seyyar ÖKC'yi yanlış kullanmasından, özellikle bilgi fişi yerine normal fiş kesip aynı satışı ana kasadan tekrar kapatarak mükerrer fiş oluşturmasından kaynaklandığını, davacının TTK'nun 18/2. maddesi uyarınca basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğünü ihlal ederek Z raporlarını kontrol etmemek suretiyle zarara kendisinin sebep olduğunu, 11 yıldır sorunsuz çalışan yazılımda ayıp bulunmadığını, bir an için ayıp olduğu varsayılsa dahi davacının TBK'nun 223. ve TTK'nun 23. maddeleri kapsamındaki gözden geçirme ve zamanında ihbar yükümlülüklerini yerine getirmediğini, ayrıca taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacının zararını 4.906.813,60 TL olarak tespit edebiliyorken davayı belirsiz alacak davası olarak açmakta hukuki yararının bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Doğanbey Vergi Dairesi Müdürlüğü, Etimesgut İlçe Emniyet Müdürlüğü ve Sincan İlçe Emniyet Müdürlüğüne müzekkere yazıldığı görülmüştür.
Mahkememizce Bilirkişi Zeynep Doğan, Gürkan Tosun ve İrfan Özsoy'dan oluşan heyetten 02/10/2024 tarihinde bilirkişi raporu aldırılmıştır.
Mahkememizce Bilirkişi ..., Muzaffer Kökver ve Okan Durmuş'dan oluşan heyetten 17/06/2025 tarihinde bilirkişi raporu aldırılmıştır.
Mahkememizin 30/05/2024 tarihli duruşmasında davacı tanıklarının beyanlarına başvurulmuştur.
Dava, taraflar arasındaki anlaşmalar uyarınca davalının sorumlu olduğu yazılım programının ayıplı olduğu ileri sürülerek davacının mükerrer vergilendirmeden kaynaklı oluşan maddi zararının davalıdan tahsili istemlidir.
Müzekkere cevapları, ihtarnameler, ticari defter ve kayıtları, bilirkişi raporları, tanık beyanları ve incelenmesi gerekli tüm belgeler celp edilmiştir.
Beyoğlu 9. Noterliği'nin 25.08.2023 tarih ve 7144 yevmiye nolu ihtarnamesi incelenmesinde: İhtar eden Recep Usta Hizmet İşletmesi Gıda Turizm Ltd. Şti tarafından muhatap Adam Parakende Otomasyon Sistemleri Ltd.Şti.'ne “Müvekkil Şirket İle Aranızda akdedilen yukarıda belirtilen adresteki önce "Meşhur Tavacı Recep Usta" isimli restoran işletmesinde ve sonra da "Tavacı Recep Usta Alternatif" isimli işletmelerinde ''Satış Programı İle Buna İlişkin Yazılım Ve Donanımların Hazırlanması Ve Kurulumuna Dair Yazılım Programı Hazırlanması Ve Teslimine'' dair akdedilmiş sözleşmenin ayıplı ifası nedeniyle müvekkil şirket nezdinde şimdiye değin tespit edebildiğimiz, doğan 1.359,449,99TL Kdv, 3.547.363,61-TL Kurumlar Vergisi olmak üzere toplam 4.906.813,6-TL zararın müvekkil şirketin bu ödemeleri yaptığı günün değerinden bugüne uyarlanmak suretiyle ya da ticari işlere uygulanan temerrüt faiziyle birlikte 3 iş günü içerisinde tarafımıza ödenmesi, aksi takdirde tarafınıza yönelik icra takibi ve/veya dava ikame edileceğini bildirir ihtardan ibarettir” konulu ihtarname gönderdiği, ihtarname içeriğinde dava dışı... Yazılım Sav. San. A.Ş. tarafından düzenlenen yazılım raporuna yer verildiği, dosyada mevcut bu rapora göre "Yazılım kurulumu esnasında yapılan, yazılımcı şirket yöntemleri ve ödeme türü sekmelerinde bulunması olası olan ve bunu sadece yazılımı üreten tarafından düzenlenmesi gereken, yazılımların içerisinde bulunan genel ayarlar-ödeme şirketin düzenleyebileceği, nakit ve kart ödemelerindeki ayarlamalarda vergileri dahil et seçeneği yerine, sanal posta dahil etme seçeneği ile ilerlenmesi sebebi ile firma 2 kez vergi ödemesi yapmıştır" denildiği anlaşılmıştır.
...17. Noterliği'nin 29.08.2023 tarih ve 12914 yevmiye nolu ihtarnamesi incelendiğinde, İhtara cevap veren .... .... .... Otomasyon Sistemleri Ltd.Şti. tarafından muhatap.... .... .... .... .... .... yevmiye nolu İhtarnamesine cevaplarımızın sunulması.” konulu ihtarname gönderildiği, ihtarnamede “Müvekkil firma ile müvekkil firmanız 10 yılı aşkın süredeçalışmaktadır. Bu süre zarfında hiçbir sorun yaşanmamıştır. 2011 yılında kurulan yazılım ile sistem günümüze kadar düzenli bir şekilde çalışmaktadır. Müvekkil firmadan bağımsız olarak seyyar kasa alan müvekkil firmanız, o kasalardan da fatura ve fiş kesmişti. Bu yazar kasalarla müvekkil firmanın sorumluluğu bulunmamaktadır. Yapılan işlem müvekkil firmanın dışında olup. tamamen kullanıcı hatasıdır. Müvekkil firmanın 2011 yılında satmış olduğu sitemden dolayı sorumlu olmayacağı da aşikardır. ... Yazılım Sav.San.A.Ş. fırmı.sına tek taraflı olarak yaptırılan Yazılım Raporu tespiti konulu raporu kabul etmemiz mümkün değildir. Bu firmanın bu konuda hiçbir yeterliliği de bulunmamaktadır. Bu firma hakkında dava açına hakkımızı saklı tutuyoruz. İhtarnamenizde- belirtilen fazla ödenen vergi ve KDV'den müvekkil firmamızın Sorumluluğunun bulunmadığını, ve Beyoğlu 9.Noterliği'nin 25.08.2023 tarih ve 7144 yevmiye nolu ihtarnamesine cevaplarımızı bilvekale ihtaren bildiririz.” denildiği anlaşılmıştır.
Taraflar arasında 16.05.2014-16.05.2015 tarihleri arasını kapsayan kapsamlı destek sözleşmesi, 22.05.2015- 31.05.2015 tarihleri arasını kapsayan uzaktan destek ve güncelleme hizmetleri sözleşmesi, 05.01.2017-31.12.2017 tarihleri arasını kapsayan uzaktan destek hizmetleri ve güncelleme hizmetleri sözleşmesi yapıldığı görülmüştür.
Mahkememizin 06/02/2025 tarihli duruşmasında ''Davacı vekilinin sunduğu dava dışı bir şirketten alınan yazılım raporu ile mahkememizce alınan (02/10/2024 tarihli) heyet bilirkişi raporu arasında çelişki olduğu anlaşılmakla, davacı tarafın ileri sürdüğü çifte vergilendirmeye davalının yazılım sisteminin sebep olup olmadığı, bu nedenle davalının sorumlu olup olmadığı, fazlaca ödendiği iddia edilen vergi miktarından davalının sorumlu olup olmadığı hususlarında heyet bilirkişi raporu alınmasının istenilmesine, teknik bilirkişiye davacının kullandığı yazılım sistemi üzerinde yerinde inceleme yetkisi verilmesine, bu yetki verilmesi sonucu mahalinde inceleme yapılacağı sıra davacının işlettiği işletmenin alt ve üst katında aynı sistemin kullanılıp kullanılmadığı ve dava konusu fazla vergi ödendiği bildirilen dönemlerde bu sistemlerin karşılaştırılması da yapılarak bilirkişi raporu hazırlanmasının istenilmesine'' şeklinde ara karar kurulduğu, bilirkişi heyetine verilen bu talimat dikkate alınarak nitelikli hesap uzmanı bilirkişi ..., yeminli mali müşavir bilirkişi ....... ..... tarafından hazırlanan 17/06/2025 tarihli bilirkişi heyeti raporuna göre;
1-Taraflar arasında dava konusu yazılımın programının 2011 yılında kurulduğu, aradaki ilişkinin teklif, sipariş, onay formları, güncelleme sözleşmeleri, protokol vb. evraklarla dava konusu zararın gerçekleştiğinin iddia edildiği 2021 Haziran - 2023 Mayıs dönemini de kapsayacak şekilde devam ettiği,
2-Dava konusu olayda; dava konusu yazılımın 2011 yılında kullanılmaya başlandığı ve dava konusu edilen 2021 Haziran tarihine kadar yaklaşık 10 yıl süresince hatasız olarak kullanıldığı, bu hususun her iki tarafında kabulünde olduğu,
3-Heyetce bilişim yönünden yapılan teknik inceleme sonucunda; söz konusu yazılımın, vergilerin muhasebe birimi tarafından kayıt ve işleme tabi tutulmaksızın doğrudan Maliye İdaresi hesaplarına aktarılmasını sağlayan bir sistem niteliği taşımadığı; yerinde yapılan incelemeler neticesinde davaya konu olan sistemin çalıştığı tarihlerdeki verileri bilirkişi heyetine sunamadığı, ayrıca söz konusu yazılım dışında zirve muhasebe programı kullanıldığının beyan edildiği, bu kapsamda 2017 yılından sonra ne tür yazılım ve yazılım güncellemeleri yapıldığı, davaya konu olan sistemin çalıştığı tarihlerdeki veriler tarafımıza sunulmadığından meydana gelen hataların dava konusu programdan kaynaklanıp kaynaklanmadığı tarafımızca tespit edilemediği,
4-Söz konusu yazılımın, vergilerin muhasebe birimi tarafından kayıt ve işleme tabi tutulmaksızın doğrudan Maliye İdaresi hesaplarına aktarılmasını sağlayan bir sistem niteliği taşımadığı hususu dikkate alındığında, bu yazılım ile toplanan verilerin davacı şirketin muhasebe birimi tarafından vergi mevzuatı hükümlerine göre incelenmesi ve 19 sonrasında gerekli kayıt, bildirim işlemlerinin yapılması gerektiği, ancak davacının beyanlarından da anlaşıldığı üzere; dava konusu zararın gerçekleştiğinin iddia edildiği 2021 Haziran - 2023 Mayıs döneminde, bu yazılım ile toplanan verilerin davacı şirketin muhasebe birimi tarafından vergi mevzuatı hükümlerine göre ön incelenmesi işleminin yapılmadığı, bu şekilde mükerrer vergilendirme işleminin fark edilmediği, dava dilekçesinde de "mali müşavir değişikliği sonrasında" vergi tahakkukları ile işletmenin mali verileri arasında ciddi çelişkiler olduğunun tespit edildiğinin beyan edildiği, bu husus dikkate alındığında, yazılım programı mükerrer vergilendirmeye neden olsa dahi, davacının vergi ödemesi yaparken ödenecek vergi miktarının vergi matrahına ve oranına göre fazla olduğunu tespit edilebileceği, bu kapsamda, 2017 yılından sonra ne tür yazılım ve yazılım güncellemeleri yapıldığı, davaya konu olan sistemin çalıştığı tarihlerdeki veriler tarafımıza sunulmadığından meydana gelen hataların dava konusu programdan kaynaklanıp kaynaklanmadığı tarafımızca tespit edilemediği, yazılım programı mükerrer vergilendirmeye neden olsa dahi, davacının vergi ödemesi yaparken ödenecek toplam kazancına göre fazla olduğunu tespit edilebileceği, dava dosyasında Davacının fazladan ödediği vergilere ilişkin olarak vergi dairesinden bir vergi iade(geri ödeme) talep ettiğine ya da yaptığı iade başvurusunun reddedildiğine dair bir bilgi ve beyanına rastlanılmadığından ; Vergi kanunlarının açık hükümleri karşısında davalının ayıbının söz konusu olması durumunda bile mükerrer yapılan vergi ödemesinin öncelikle vergi dairesinden istenmesi bunun reddi durumunda ancak davalıdan istenebileceğinin değerlendirildiği, bu kapsamda davacının zararının, dava konusu yazılımda yapılan ayıptan kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususunda takdirin mahkemeye ait olduğu,
5-Sayın mahkemenin davacının zararının davalının yazılımda yaptığı ayıptan kaynaklandığını kabulü halinde; dava konusu dönemdeki fazla beyan edilen KDV 1.359.769,99 TL ve fazla ödenen kurumlar vergisi 3.547.363,61 TL olduğu, davacının toplam zararın 1.359.769,99 TL + 3.547.363,61 TL = 4.907.133,6 TL olduğu, bu hususta takdirin mahkemeye ait olduğu rapor edilmiştir.
Deliller değerlendirilmiştir.
Bilindiği üzere eser sözleşmesi; yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir (TBK m. 470; mülga BK m. 355). Eser sözleşmesinde yüklenici, üstlendiği edimleri iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır. Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğun belirlenmesinde benzer alandaki işleri yüklenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kurallara uygun davranış esas alınır. Yüklenici kararlaştırılan eseri aksine bir düzenleme yoksa kendisi veya kendi yönetimi altında başka bir kişiye yaptırabilir (TBK m. 473). Yüklenici, sözleşmede kararlaştırılan sürede işe başlamak ve bitirmek zorundadır. Yüklenici, eserdeki açık ve gizli ayıplardan dolayı iş sahibine karşı sorumludur (TBK m. 474). Sözleşmede kararlaştırılan niteliklerin veya dürüstlük kuralları gereğince bulunması gereken lüzumlu vasıfların eserde bulunmaması ayıp olarak nitelendirilir. Açık ayıp, eserin iş sahibine teslim anında kolaylıkla görülebilen ve fark edilebilen ayıplardır. Buna karşılık gizli ayıp, eserin tesliminden sonra ve kullanım sırasında ortaya çıkan ayıplardır. İş sahibi, eseri teslim alır almaz işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz eseri gözden geçirmesi ve varsa ayıpları yükleniciye bildirmekle yükümlüdür. Önemle ifade etmek gerekir ki, eserin ayıplı olması, yüklenicinin açıkça yaptığı ihtara karşın, işsahibinin verdiği talimattan doğmuş bulunur veya herhangi bir sebeple işsahibine yüklenebilecek olursa işsahibi, eserin ayıplı olmasından doğan haklarını kullanamaz. (TBK m. 476)
Eser sözleşmelerinde işin tamamlanarak teslim edildiğinin ispatının yüklenicide, iş bedelinin ödendiğinin ispatının ise iş sahibinde olduğu, bu nedenle faturanın tek başına işin yapıldığını yahut teslim olgusunun gerçekleştiğinin kanıtlamaya yeterli olmadığı, yüklenicinin iş bedeline hak kazanabilmesi için eser sözleşme ve ekleri ile fen ve tekniğine uygun olarak tamamlayıp iş sahibine teslim ettiğini ayrıca kanıtlaması gerektiği bilinmektedir.
Somut olayda, davacı vekili dava dilekçesinde davalı tarafından kurulan yazılım programının ayıplı olması nedeniyle davacının zararının ortaya çıktığını, oluşan zararın ise yazılım programının ayıplı olması nedeniyle mükerrer olarak vergi dairesine 2021 Haziran -2023 Mayıs dönemine ait KDV ve kurumlar vergisinin ödenmesine neden olunması suretiyle oluştuğunu belirterek oluşan bu zararın davalıdan tahsilini talep etmiştir. Buna karşılık davalı vekili ise cevap dilekçesinde yazılım hatası bulunmadığını, davacının kendi kullanımından ve muhasebe biriminin denetim yapmamasından kaynaklı oluşan zarardan davalının sorumlu olmadığını, yazılım programının 11 yıldır sorunsuz çalıştığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı tanıklarının beyanlarına göre çifte vergilendirmeye sebep olan yazılım programında olduğu ileri sürülen hatanın farkedildiği andan sonra davalıya bildirildiği görülmüştür.
Mahkememizce yukarıda belirtilen açıklamalar, dosyada mevcut deliller incelendiğinde, taraflar arasında satış, tahsilat, faturalama işlemlerini de içeren yazılım programının kurulması için akdi ilişki bulunduğu, akdi ilişkinin yukarıda belirtilen eser sözleşmesi hükümlerine tabi olduğu, davanın zamanaşımı süresi içinde açıldığı, davalı tarafça hukuki ilişkinin 2011 yılında başladığının beyan edildiği, davacı vekilinin 20.11.2023 tarihli delillerini sunduğu dilekçede, 2014,2015,2016,2019,2020,2021 ve 2022 tarihli teklif, sipariş, onay formları, sözleşmeler, güncelleme sözleşmeleri, protokol vb evrakların dosyaya sunulduğu, dolayısıyla 2021 yılına kadar taraflar arasındaki hukuki ilişkinin sorunsuz bir şekilde devam ettiğinin görüldüğü, davacı vekilinin beyan dilekçesine göre mükerrer vergilendirmenin yapıldığı dönemin 2021 Haziran-2023 Mayıs dönemleri arası olduğunun bildirildiği, mahkememizce 17/06/2025 tarihli hükme esas alınan heyet bilirkişi raporunda dava dışı... .... .... YAZILIM A.Ş. firmasının yaptığı inceleme sonucu düzenlediği raporda tespit edilen hatalara ilişkin görsellerin ve veri dökümlerinin alınmadığı, bu kapsamda bu tespitlerin tam olarak hangi verilere dayandığının tespit edilmediği, davalının kurduğu ve sorumlu olduğu yazılım programının vergilerin muhasebe birimi tarafından kayıt ve işleme tabi tutulmaksızın doğrudan Maliye İdaresi hesaplarına aktarılmasını sağlayan bir sistem niteliği taşımadığı, bu husus dikkate alındığında yazılım ile toplanan verilerin davacı şirketin basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü kapsamında muhasebe birimi tarafından vergi mevzuatı hükümlerine göre ön incelemeden geçirilmesi ve sonrasında gerekli kayıt, bildirim işlemlerinin yapılmasının gerektiği, ancak davacının beyanlarından da anlaşıldığı üzere; dava konusu zararın gerçekleştiğinin iddia edildiği 2021 Haziran - 2023 Mayıs döneminde, bu yazılım ile toplanan verilerin davacı şirketin muhasebe birimi tarafından vergi mevzuatı hükümlerine göre ön incelenme işleminin yapılmadığı, bu şekilde mükerrer vergilendirme işleminin fark edilmediği, zira bu işlemin davacının mali müşavir değişikliği yapması sonrası ancak tespit edilebildiği, bu nedenle yazılım programı mükerrer vergilendirmeye neden olsa dahi, davacının ödenecek vergisini hesaplarken ödenecek vergi miktarının toplam kazancına göre fazla olduğunun davacının muhasebe birimi tarafından tespit edilebileceği değerlendirmesinde bulunulduğu, mahkememizce son alınan heyet bilirkişi raporu ile 02/10/2024 tarihli heyet bilirkişi raporundaki teknik değerlendirmelerin benzer olduğu, bu hususlar dışında davacının davaya konu olan sistemin çalıştığı tarihlerdeki verileri teknik bilirkişiye sunmadığı, bu suretle teknik bilirkişi tarafından davalının hangi tarihte program üzerinde güncelleme veya işlem yaptığı, bunun programda hataya sebebiyet verip vermediği hakkında bir değerlendirmenin de yapılamadığı, son olarak Vergi Hukuku kapsamında mümkün olan ve mükerrer yapıldığı bildirilen vergi ödemesinin vergi dairesinden tahsili için davacı yanca bir girişimde de bulunulmadığı, netice itibarıyla davalının davacıya sunduğu ve sözleşme ile belirlenen hizmetin davacının ödemesi gerekli kdv ve kurumlar vergisini belirleyici ve izleyici nitelikte olmadığı, mükerrer vergilendirmeye sebep olunması halinde bunun basiretli şekilde davranması gerekli davacının muhasebe birimi tarafından denetiminin yapılmasının gerektiği anlaşıldığından davacının oluşan zararının davalıdan tahsili talebinin yukarıda yapılan açıklamalar ve değinilen bilirkişi heyet raporları gereğince reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Açılan davanın reddine,
2-Alınması gereken 615,40 TL maktu harçtan, 269,85 TL peşin harcın düşümü ile eksik kalan 345,55 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacının karşıladığı yargılama harç ve giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen 100.000,00 TL üzerinden takdir edilen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Karar kesinleştiğinde taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının re'sen yatırana iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı verilen karar tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde ...Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.15/10/2025