Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2023/3287 E. , 2025/4823 K.
"İçtihat Metni"T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2023/3287
Karar No : 2025/4823
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı- ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : ...
İSTEMİN KONUSU :... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem:... Tarım İnşaat Gıda İletişim Nakliye San. ve Tic. Ltd. Şti'ne ait vergi borçlarının tahsili amacıyla davacı adına; kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emirleri ile ortak sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; 2021/5,6 sayılı ödeme emirlerinde yer alan, 2015/Kasım, Aralık dönemleri ve 2015/Ekim-Aralık dönemine ait vergi borçlarına ilişkin beyannamelerin verilme zamanlarında davacının şirketi temsil yetkisinin olmaması nedeniyle herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı, 2015/Temmuz-Eylül dönemi gelir (stopaj), damga vergileri ve gecikme zammına ilişkin amme alacaklarının dönemi ve beyanname verme dönemlerinde davacının asıl borçlu şirkette kanuni temsilci sıfatıyla sorumlu olduğu, anılan borçlara ilişkin şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin şirkete 2016 ve 2017 yıllarında elektronik tebliğ yoluyla tebliğ edildiği, şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırmasına göre amme alacağının şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşıldığı ve zamanaşımı süresi içerisinde tahsili için davacı adına ödeme emri düzenlendiği anlaşıldığından ... sayılı ödeme emirlerinin, 2015/Kasım, Aralık dönemleri ve 2015/Ekim-Aralık dönemine ait vergi borçlarına ilişkin kısmında hukuka uygunluk, 2015/Temmuz-Eylül dönemi gelir (stopaj), damga vergileri ve gecikme zammına ilişkin vergi borçlarına ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı, 2021/7 sayılı ödeme emrinde yer alan 2015 yılına ilişkin vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ve gecikme faizinin 25/11/2015 tarihli denetim tutanağına istinaden tarh edildiği, 2014/Temmuz ve 2015/Kasım dönemlerine ilişkin özel usulsüzlük cezalarının davacının sorumlu olduğu dönemlerde cezaya neden olan fiillerin gerçekleştiği , anılan borçlara ilişkin şirket adına düzenlenen ödeme emrinin 2017 yılında elektronik tebliğ yoluyla tebliğ edildiği, ... sayılı ödeme emrinde yer alan 2014, 2015 yıllarının muhtelif dönemlerine ilişkin vergi borçlarının davacının şirket ortağı olduğu dönemlere ait olduğu ve şirketin sahte belge düzenleme faaliyetinde bulunduğu tespiti üzerine sahte fatura düzenleme neticesinde yapılan tarhiyatlardan kaynaklandığı, söz konusu raporda davacının sahte belge düzenleme fiilini işlemediği yönünde bir tespitin olmadığı, anılan borçlara ilişkin şirket adına düzenlenen ödeme emirlerinin 2018 yılında elektronik tebliğ yoluyla tebliğ edildiği, şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırmasına göre amme alacağının şirketten tahsil edilemeyeceği ve amme alacağının zamanaşımı süresi içerisinde tahsili için davacı adına hissesi oranında ödeme emirlerinin düzenlendiği anlaşıldığından ... sayılı ödeme emirlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen reddine, kısmen kabulüne, ... sayılı ödeme emirlerinin, 2015/Kasım, Aralık dönemleri ile 2015/Ekim-Aralık dönemine ait vergi borçlarına ilişkin kısımlarının iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti:Vergi Mahkemesi kararının, ... sayılı ödeme emrinin 2015/Kasım dönemine ait damga vergisine ilişkin kısmı ile ... sayılı ödeme emrinin 2015/Ekim-Aralık dönemine ilişkin gelir (stopaj) vergisi ve damga vergileri ve 2015/Aralık dönemine ait damga vergisine ilişkin kısmına karşı davalı idare tarafından yapılan istinaf istemi ile ... , ... sayılı ödeme emirlerinin kalan kısımlarına karşı davacı tarafından yapılan istinaf isteminin reddine, ... sayılı ödeme emirlerine karşı davacı tarafından yapılan istinaf isteminin ise, 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesinde limited şirket ortaklarının limited şirketlerin amme borçlarından sorumluluğuna ilişkin düzenlemelerin yer aldığı, 3. maddesinde, amme alacağı teriminin Kanun'un 1. ve 2. maddeleri kapsamına giren alacakları ifade ettiğinin belirtildiği, bu nedenle amme alacağı teriminin 6183 sayılı Kanundaki usullere göre tahsili mümkün olan, tahakkuk ettiği halde vadesinde ödenmemiş Kanun kapsamına giren alacakları ifade ettiğinin kabulü gerektiği, ayrıca amme alacağının doğduğu zaman kavramıyla, tahakkuk eden alacağın 6183 sayılı Kanun'a göre takip edilebilecek hale geldiği zamanın kastedildiğinin anlaşıldığı, öte yandan, amme alacağının doğduğu zaman kavramıyla, vergiyi doğuran olayların gerçekleştiği, alacağın ilgili olduğu vergilendirme döneminin kastedildiği düşünülebilir ise de, 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesinde bu amaçla, vergi hukukunun vergilendirme dönemi ya da vergiyi doğuran olayın gerçekleştiği dönem kavramları kullanılabilecekken amme alacağının doğduğu zaman kavramının kullanılması, vergi ile ilgili faaliyet döneminde ortak olan kişilerin değil, tahakkuk eden verginin ödenmesi gereken tarihte ortak sıfatı taşıyan kişilerin muhatap alındığını gösterdiği, ... sayılı ödeme emirlerinde yer alan emrinde yer alan muhtelif vergi borçlarının vade tarihi, başka bir ifadeyle amme alacağının doğduğu zaman, davacının şirket ortaklığı sıfatının sona erdiği 18/12/2015 tarihinden sonra olan olan 13/10/2017, 25/06/2018 tarihlerine rastladığı, dolayısıyla, davacının şirket payını devrettiği tarihte, şirketin tahakkuk ettiği halde vadesinde ödenmemiş bir borcu, idare yönünden bakıldığında ise 6183 sayılı Kanuna göre tahsil edilebilecek bir kamu alacağı bulunmadığından, davacının payını devrettikten sonra vadesinde ödenmemiş kamu alacağı niteliği kazanan şirket borçlarından sorumlu tutulması hukuken mümkün olmadığından ... sayılı ödeme emirlerinde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle kabulüne, Vergi Mahkemesi kararının ... sayılı ödeme emirlerine ilişkin kısmınn kaldırılmasına, anılan kısım yönünden davanın kabulüne, ... sayılı ödeme emirlerinin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı adına ödeme emirleri düzenlenmeden önce asıl borçlu ... Tarım İnşaat Gıda İletişim Nakliye San. ve Tic. Ltd. Şti. adına ödeme emirleri düzenlendiği ve şirket hakkında yapılan malvarlığı araştırmasında herhangi bir malvarlığına rastlanılmadığından, şirketten tahsil edilemeyecek olan vergi borcunun tahsili amacıyla vergi borcunun doğduğu dönemde şirketin ortağı ve kanuni temsilcisi olan davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı iddiasıyla kararın bozulması istenilmektedir
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Daire kararında belirtilen gerekçeyle Bölge İdare Mahkemesi kararının, ... tarih ve ... ödeme emirlerine ilişkin hüküm bozulması, ... tarih ve ... sayılı ödeme emirlerinin temyize konu kısmının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY: ... Tarım İnşaat Gıda İletişim Nakliye San. ve Tic. Ltd. Şti'ne ait vergi borçlarının tahsili amacıyla davacı adına; kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emirleri ile ortak sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emirlerinin iptali istenilmektedir.
İLGİLİ MEVZUAT:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 19. maddesinde; vergi alacağının, vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olayın vukuu veya hukuki durumun tekemmülü ile doğacağı, vergi alacağının mükellef bakımından vergi borcunu teşkil ettiği açıklanmış; 20. maddesinde; verginin tarhı, vergi alacağının kanunlarda gösterilen matrah ve nispetler üzerinden vergi dairesi tarafından hesaplanarak bu alacağı miktar itibarıyla tespit eden idari muamele olduğu, 21. maddesinde, tebliğin, vergilendirmeyi ilgilendiren ve hüküm ifade eden hususların yetkili makamlar tarafından mükellefe veya ceza sorumlusuna yazı ile bildirilmesi olduğu, 22. maddesinde, tahakkukun tarh ve tebliğ edilen bir verginin ödenmesi gereken bir safhaya gelmesi olduğu, 23. maddesinde de, verginin tahsilinin kanuna uygun suretle ödenmesi olduğu tanımlanmıştır.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun, "Kanunun şümulü" başlıklı 1. maddesinde, devlete, vilayet özel idarelerine ve belediyelere ait vergi, resim, harç, ceza tahkik ve takiplerine ait mahkeme masrafı, vergi cezası, para cezası gibi asli, gecikme zammı, faiz gibi feri amme alacakları ile bunların takip masrafları hakkında bu kanun hükümlerinin tatbik olunacağı öngörülmüştür.
Anılan Kanunun 35. maddesinde de limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları, ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahısların devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacağı, amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahısların, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacağı hükümleri yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge İdare Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Bölge İdare Mahkemesi kararının, davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emirlerinin temyize konu kısmına ilişkin hüküm fıkrası usul ve hukuka uygun olup ileri sürülen temyiz iddiaları, kararın belirtilen kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının, davacı adına ortak sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emirlerine ilişkin hüküm fıkrasına yönelik temyiz istemi yönünden ise;
Yukarıda yer verilen Kanun hükümlerinin değerlendirilmesinden; 6183 sayılı Kanunun 1. maddesine göre bir amme alacağı olan vergi alacağının anılan Kanun uyarınca tahsil edileceği, 213 sayılı Kanunun 19. maddesine göre de vergi alacağının, vergiyi doğuran olay ile doğacağı ve vergi alacağının doğmasının mükellef bakımından vergi borcunu teşkil edeceği, yani amme alacağı türlerinden birisi olan vergi alacağının, vergiyi doğuran olayla birlikte doğduğu, dolayısıyla vergiye ilişkin alacak ve borç ilişkisinin vergiyi doğuran olay ile gerçekleştiği ve vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesiyle, mükellefin vergi borçlusu, devlet, vilayet özel idareleri ve belediyelerin de vergi alacaklısı sıfatına sahip olduğu, vergi alacağının doğmasından sonraki aşamada ise, kanunlarda gösterilen matrah ve nispetler üzerinden vergi dairesi tarafından hesaplanarak vergi alacağının tarh ettirildiği, tarh ettirilen verginin tebliğ edilmesi üzerine tahakkuk ederek ödenebilir aşamaya geldikten sonra verginin tahsili aşamasına geçilerek, kanunda belirtilen surette ödenmesiyle vergilendirme sürecinin tamamlandığı, ancak vergi borcunun vadesinde ödenmediği durumda ise kamu gücü kullanılarak, alacaklısı veya alacaklı adına kamu gücü kullanma konusunda yetkili makamlar tarafından cebren tahsil aşamasına geçildiği ve cebren tahsil esaslarının hüküm altına alındığı 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda belirtilen esaslar çerçevesinde tahsilatın yapılacağı anlaşılmaktadır.
213 sayılı Kanunun 19. maddesi uyarınca vergiyi doğuran olayın gerçekleşmesi ile vergiye ilişkin alacak ve borç ilişkisinin kurulduğu, mükellefin artık vergi borçlusu olduğu, tarh, tebliğ ve tahakkuk ettikten sonra vadesinde ödenmeyen vergi alacağının ise cebren tahsilata ilişkin esasların hüküm altına alındığı 6183 sayılı Kanunda belirtilen esaslar çerçevesinde yapıldığı, dolayısıyla, 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesinde yer verilen "amme alacağının doğduğu zaman" kavramından kastedilenin "vergiyi doğuran olay" olduğu ve verginin tahakkuk edip vadesinde ödenmemesi durumunun ise vergi alacağının, cebren tahsil edilme şartlarının gerçekleşmesine işaret ettiği sonucuna ulaşılmıştır.
Bu itibarla, 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesinde değinilen amme alacağının doğduğu zaman kavramından anlaşılması gerekenin amme alacağının da konusu olan vergi alacağının doğduğu olay olduğu da açıktır. Aksine bir yorum anılan maddede yer alan; "Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahısların, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur." hükmünü de etkisiz kılar. Zira, amme alacağının doğduğu zamanının temyize konu kararda değinildiği gibi tahakkuk edip kesinleşen verginin kamu alacağı haline gelmesine indirgendiği durumda aynı tarihte ödenmesi de gerekli olan mezkur alacak için vade tarihi aramak anlamsız olacaktır. Nitekim kesinleşen ve kamu alacağı haline dönüşen bu alacak için sonrasında düzenlenen ödeme emrinde gecikme faiziyle birlikte yer alan gecikme zammı da bu tarih itibarıyla işletilmeye başlanır ve ödeme emri ile talep edilir. Bu nedenle; 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesindeki düzenlemeden asıl borçlu şirkete ait amme alacaklarının doğduğu dönemde şirketin ortağı olan kişilerin ortak olunan dönemlerle sınırlı olarak amme alacağının ödenmesinden sermaye hisseleri oranında sorumlu olacağının anlaşılması gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, davacının 06/05/2013-18/12/2015 tarihleri arasında ortağı olduğu ... Tarım İnşaat Gıda İletişim Nakliye San. ve Tic. Ltd. Şti'ne ait 2014, 2015 yıllarının muhtelif dönemlerine ilişkin katma değer vergisi, kurumlar vergisi, vergi ziyaı cezaları, özel usulsüzlük cezaları ve gecikme faizinin tahsili amacıyla davacı adına ortak sıfatıyla ... sayılı ödeme emirlerinin düzenlendiği anlaşılmıştır.
Bu durumda, 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesi uyarınca, davacının, dava konusu ödeme emrine konu vergi borçlarının, şirket ortağı olduğu dönemlere ilişkin kısmının ödenmesinden sorumluluğu bulunduğu açık olduğundan, ... sayılı ödeme emirleri yönünden yukarıdaki yazılı gerekçeyle verilen Bölge İdare Mahkemesi kararında isabet görülmemiştir.
Öte yandan, bozma kararı üzerine davacının sorumlu olduğu dönemlerdeki sermaye payı, amme alacağının asıl borçlu şirketten tahsili amacıyla yapılan takibin usulüne uygun olarak tamamlanıp tamamlanmadığı gibi hususlar da değerlendirilerek yeniden bir karar verilmesi gerektiği tabiidir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
Davalının temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine,
... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, ... tarih ve ... ödeme emirlerine ilişkin kısmının BOZULMASINA, ... sayılı ödeme emirlerinin temyize konu kısmının ONANMASINA,
Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 13/11/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.