Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2024/2663 E. , 2025/1122 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/2663
Karar No : 2025/1122
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı adına
... Gümrük Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının aleyhine olan hüküm fıkrasının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına tescilli ... tarih ve ... sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesi muhteviyatı eşya kıymetinin, İthalatta Gözetim Uygulanmasına İlişkin Tebliğ'de öngörülen birim kıymete yükseltilmesi suretiyle ihtirazi kayıtla beyan edilerek ödenen gümrük, ilave gümrük ve katma değer vergilerine karşı yapılan itirazın kesin olmayan cevapla reddine ilişkin işlemin iptali ve fazladan ödenen vergilerin tahsil tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte iadesi istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; olayda, ithale konu eşya için Tebliğ'de belirtilen kıymetlerin, eşyanın, Gümrük Kanunu hükümlerine göre belirlenmiş gerçek satış bedeli olmadığı, gözetim belgesi ibrazının gerekli olup olmadığının tespitinde esas alınacak değer olduğu anlaşıldığından, gözetim önlemleri nedeniyle artırılan değer üzerinden fazladan ödenen vergilerde hukuka uyarlık görülmediği; fazla ödenen tutarın 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 216. maddesi uyarınca tecil faiziyle iadesinin icap ettiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali ile fazladan ödenen vergilerin ödeme tarihinden itibaren işletilecek tecil faiziyle birlikte davacıya iadesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Olayda serbest dolaşıma giriş beyannamesinin 10/04/2023 tarihinde yürürlüğe giren Kanun değişikliğinden sonra, 17/07/2023 tarihinde, tescil edildiği, gümrük yükümlülüğünün başladığı beyannamenin tescil tarihi itibarıyla, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'da öngörülen yasal faiz oranında hesaplanacak faiziyle iade edilmesi gerektiği, anılan tarihte yürürlükte olmayan hükme dayanılarak ödenen vergilerin tecil faiziyle davacıya iadesi yolunda verilen Mahkeme kararının anılan hüküm fıkrasında hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle, dava konusu işlemin iptaline ve ödenen vergilerin iadesine dair hüküm fıkrasına yapılan istinaf başvurusunun reddine, ödenen vergilerin tecil faiziyle iadesine ilişkin hüküm fıkrasına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulüne, kararın bu kısmının kaldırılmasına, haksız olarak tahsil edilen vergilerin ödeme tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunun'da öngörülen yasal faiz oranında hesaplanacak faiziyle birlikte davacıya iadesine; davacı şirketçe ödenen vergilerin ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak faizi ile birlikte iadesi istemiyle açılan davanın kabulüne karar verilmiş olması nedeniyle, davanın, fer'i alacak mahiyetindeki faiz alacağının türü yönünden reddedilmiş olması davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi sonucunu doğurmayacağı gerekçesiyle yargılama giderlerinin davalı idare üzerinde bırakılmasına karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Tesis edilen işlemin hukuka uygun olduğu, istinaf başvurusunun kısmen kabulüne karar verilmesine rağmen, yargılama giderinin yüklenmesinde ve İdareleri lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde hukuki isabet bulunmadığı ileri sürülmekte ve duruşma yapılması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, duruşmaya gerek görülmeyerek, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dosyanın incelenmesinden, dava dilekçesinde davacı tarafından faiz isteminin türünün belirtilmediği dolayısıyla açıkça tecil faizi istemini içermediğinin anlaşılması ve yargılama sonucunda fazladan ödenen vergilerin yasal faiziyle iadesine karar verilmesi karşısında davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinde hukuka aykırılık bulunmadığından, temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın temyize konu hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin reddine,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyize konu hüküm fıkrasının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 12/03/2025 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Dava konusu olayda, ithal edilen eşyanın kıymeti, ithalatçı tarafından ticaret politikası önlemi olan gözetim uygulamasından kaçınmak amacıyla mükellefin kendi iradesiyle arttırılmıştır. Dış ticaret önlemleriyle ilgili gözetim belgesi temin etme yükümlülüğünden kaçınmak ve buna dair yasal düzenlemeleri etkisiz kılmak yönündeki bu amacı hukuk düzeninin korumayacağı açıktır.
Yükümlünün kendisini beyanı artırmaya zorladığı öne sürülen husus dış ticaret mevzuatıyla ilgili yasal düzenlemelerden ibaret olup, faturada yazılı gümrük kıymetini beyan ederek gözetim belgesi temin etme yerine bu yasal yükümlülüğü bertaraf etme gayesiyle ihtirazi kayıtla beyan yükseltilmektedir. Bu suretle, dava sürecinde gözetim belgesi temin edilmeden malın ithali sağlanmakta ve sonuç olarak hem düşük kıymet üzerinden ithalat hem de gözetim belgesi alma külfetinden kurtulma gibi gözetimle ilgili yasal düzenlemelerin aşılması ve uygulanmadan devre dışı bırakılması sonucuna yol açılmaktadır.
Belirtilen bağlamda, mükellefin tamamen kendi özgür iradesiyle ve dış ticaret önlemleri kapsamında öngörülen yasal ödevleri yerine getirmeme gayesiyle faturada yazılı ve gözetim belgesi gerektiren kıymeti sanki belgeye tabi değilmiş gibi yükseltme davranışının, gümrük idaresine atfedilebilir bir yönü bulunmamakta ve bu husus mükellefin kendi seçim ve tercihinden ibaret kalmaktadır. Zira yüksek kıymet üzerinden beyanda bulunmak suretiyle gözetim belgesi ibrazı ödevinden kaçınma gibi bir seçenekten yararlanılmaktadır. Bu nedenle, davanın salt Gümrük Kanunundaki kıymetle ilgili hükümler üzerinden çözümlenmesi maddi ve hukuki gerçeklikle ilgili bütünlüğün göz ardı edilmesine ve dış ticaret mevzuatına ilişkin bir kısım hükümlerin fiilen uygulanamaz hale gelmesine sebebiyet verecektir.
Öte yandan yapılan itiraz başvurusu bir yönüyle 211. maddede öngörülen sürelerde yapıldığı gibi, maddede yer alan "tahakkukun kaldırılması" ve "ödenen verginin geri ödenmesi" taleplerini de içerdiğinden, taleplerin değerlendirilmesinde anılan maddede yer alan kısıtlamaların dikkate alınmaması gümrük idaresi açısından mümkün bulunmamaktadır.
Sonuç olarak, eşyanın kıymetinin, gözetim tebliğindeki kıymete eşitlenecek tutarda yurt dışı gider kalemine ihtirazi kayıtla beyanda bulunmak suretiyle artırılması nedeniyle tahakkuka yapılan itirazın reddi işleminin iptali ve gözetime isabet eden verginin faiziyle birlikte iadesine ilişkin açılan davada, yükümlünün kendi beyanı ile gümrük kıymetini artırmasının dış ticaret önlemlerine tabi eşya dolayısıyla yasal düzenlemelere göre ibraz etmek zorunda olduğu belgeleri temin etmeden ithalat yapmasının önünü açtığı, uyuşmazlığın salt kıymet ihtilafı gibi ele alınmasının söz konusu yasal düzenlemeleri işlevsiz bıraktığı, bu nedenle dünya piyasa fiyatlarından daha düşük fiyatlarla yapılan ithalatların izlenmesini sağlayan önlemlerin etkisizleştirilmesinin önüne geçilmesi amacıyla anılan maddede yapılan yasal değişikliğin dava konusu işlemi de kapsadığı anlaşıldığından, davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile temyize konu kararın bozulması gerektiği oyu ile, çoğunluk görüşüne katılmıyorum.