Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2024/3592 E. , 2025/5833 K.
"İçtihat Metni"T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2024/3592
Karar No : 2025/5833
DAVACILAR : 1- ... 2- ...
VEKİLLERİ : Av....
DAVALI : ... Bakanlığı
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...
DAVANIN KONUSU: 31/12/2022 tarih ve 32060 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Çevresel Etki Değerlendirmesi Yeterlik Belgesi Tebliği"nin; 4. maddesinin 1. fıkrasının (l) bendinin, 5. maddesinin; 1. fıkrasının (c) bendi ile 2. fıkrasının (b) bendinin, 5., 6. ve 7. fıkralarının, 6. maddesinin 1. fıkrasının; (c) bendinde yer alan "... SGK sigortalı işe giriş bildirgesi veya şirket ortağı ise ortak olduğuna dair belge ve Bağ-Kur hizmet dökümü" ibaresinin, (ç) bendinde yer alan "... SGK sigortalı işe giriş bildirgesi veya şirket ortağı ise ortak olduğuna dair belge ve Bağ-Kur hizmet dökümü" ibaresinin, (d) bendinde yer alan "... SGK sigortalı işe giriş bildirgesi veya şirket ortağı ise ortak olduğuna dair belge ve Bağ-Kur hizmet dökümü" ibaresinin, 8. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinin, 9. maddesinin; 5., 6. ve 7. fıkralarının, geçici 1. maddesinin; 1. ve 2. fıkralarının iptali istenilmektedir.
DAVACILARIN İDDİALARI: Davacılar tarafından, Tebliğin; 4. maddesinin 1. fıkrasının (l) bendi yönünden, mülga Tebliğde olmayan yeni bir yükümlülük getirildiği, ancak düzenlemenin normlar hiyerarşisine, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerine aykırı olduğu, nitekim eksik düzenleme yapılması nedeniyle idarenin keyfiliğine yol açacağı, yer uygunluk yazısı formatının Tebliğle düzenlenmesi gerektiği, kaldı ki günümüz koşullarında böyle bir düzenlemeye ihtiyaç bulunmadığı, 5. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi yönünden, söz konusu düzenleme ile ÇED yeterlik belgesi alacak olan kurum/kuruluşta görevlendirilecek koordinatörün, zorunlu olarak çevre mühendisi olması şartının getirildiği, oysa mülga Tebliğde, 5. maddenin 1. fıkrasının (b) bendinde yer alan meslek gruplarının da koordinatör olmasının mümkün olduğu, 5. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendi yönünden, bu düzenleme ile çevre mühendisi olmayan bakanlıkta çalışan meslek mensuplarının ÇED yeterlik belgesine sahip kurum/kuruluşta koordinatör olarak görev almaları mümkün iken, bakanlıkta çalışmayan ve çevre mühendisi olmayan kişilerin koordinatör olmasının mümkün olmaması bakımından Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğu, 5. maddenin 5., 6. ve 7. fıkraları yönünden, 5. madde kapsamında görevlendirilen personelin çalışma alanlarının sınırlandırıldığı, bunun Anayasanın 13. ve 48. maddelerine aykırı olduğu, nitekim böyle bir düzenlemenin Kanunla yapılması gerektiği, ayrıca 7. fıkra bakımından getirilen sınırlamadan kamu kurumunda çalışan personelin muaf tutulması ile Anayasanın "Kanun önünde eşitlik" başlıklı 10. maddesinin ihlal edildiği, düzenlemenin amacı belge kullanımının önlenmesi ise bunun yapılacak denetimlerle önlenebileceği, 6. maddesinin 1. fıkrasının (c), (ç) ve (d) bendinde yer alan ve iptali istenilen ibareler yönünden, 5510 sayılı Kanunun 53. maddesi dikkate alındığında, ÇED yeterlik belgesi almak isteyen kurum/kuruluş ortaklarından ortaklık belgesi yanında sadece Bağ-Kur hizmet dökümünün istenilmesinin hukuka aykırı olduğu, 8. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi yönünden, bu bendin eksik bir düzenleme olduğu, nitekim anılan fıkraya ilişkin ek düzenlemenin "duyuru" ile yapıldığı, bunun da normlar hiyerarşisine aykırı olduğu, 9. maddenin 5. ve 6. fıkraları yönünden, çalışma alanlarının sınırlandırılmasına yönelik bu düzenlemelerin, Anayasanın 13. ve 48. maddelerine aykırı olduğu, 9. maddenin 7. fıkrası yönünden, kamu kurum/kuruluşunda çalışanların muaf tutulması ile Anayasanın "Kanun önünde eşitlik" başlıklı 10. maddesinin ihlal edildiği, geçici 1. maddenin 1. fıkrası yönünden, mülga Tebliğe göre kısıtlayıcı bir hüküm getirildiği, kazanılmış hakların ihlal edildiği, 90 günden az süre kaldığında ve elinde hazırlaması gereken projesi olan ve Tebliğin istediği nitelikte personeli istihdam edemeyen birçok firmanın kapanma tehlikesinin bulunduğu, geçici 1. maddesinin 2. fıkrası yönünden, daha önce yeterlik belgesi alarak faaliyetine devam eden firmaların, kazanılmış haklarının korunmadığı ileri sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Tebliğin; 4. maddesinin 1. fıkrasının (l) bendi ile geçici 1. maddesinin 2. fıkrası yönünden, söz konusu düzenlemelerle bu kuruluşlara kurumsal kimlik kazandırılmasının amaçlandığı, 5. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi yönünden, proje personeli olarak her tür meslek disiplininden çalışılabildiği, çevre mühendisleri diğer mühendislerden farklı olarak doğaya sahip olduklarını geri vermeye çalışan bir mühendislik dalı olduğu, ayrıca çevre mühendisleri odasının da çevre mevzuatının, çevre mühendislerinin ana çalışma alanı olduğu yönünde görüş verdikleri ve bu görüşün kabul edildiği, 5. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendi yönünden, mesleki tecrübenin dikkate alındığı, 5. maddenin 5. fıkrası yönünden, çevre ölçüm ve analiz laboratuvarlarının aynı zamanda ÇED yeterlik belgesine sahip olması durumunda her iki yeterlik belgesi için farklı personel tanımlama zorunluluğunun gizli ve etik hizmet verme ölçümlerin tarafsızlığını sağlama açısından zaten yürürlükte olan bir uygulama olduğu, dolayısıyla bunun Tebliğde yer verilmiş olmasında hukuka aykırılık bulunmadığı, 5. maddenin 6. ve 7. fıkraları yönünden, personelin tam zamanlı çalışması sağlanarak çevrenin korunması amacına odaklanılması, konuda uzmanlaşılması ve istihdamın sağlanmasının amaçlandığı, 2009 tarihli yeterlik tebliğinde de benzer yönde düzenlemenin olduğu, 6. maddesinin 1. fıkrasının (c), (ç) ve (d) bendinde yer alan ve iptali istenilen ibareler yönünden, Tebliğ kapsamında görevlendirilen personelin sürekli olarak istihdam edilmesi gerekliliği ile ilgili hususların 5. maddenin 1. fıkrası ile düzenlendiği ve personelin ortak olması durumunda, bu tespitin sadece ortaklık belgesi ile yapılamadığı, sürekli istihdam ve başka işlerde görev alma kısıtlıkları ile ilgili değerlendirme yapılabilmesi için BAĞ-kur hizmet döküm belgesinin sunulmasının istenildiği, 8. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi yönünden, ÇED Yönetmeliğinin 18. maddesinin 4. fıkrasında konuya ilişkin yöntemin Bakanlıkça belirleneceğinin düzenlendiği, dolayısıyla yönetmelikte proje ilerleme raporunun genel yönleriyle belirlendiği, proje ilerleme raporunun sunumuyla ilgili değişikliklerin yapılabileceği, bu nedenle Tebliğde yer verilmeyen ayrıntılı yöntemin formatının ayrıca duyurulduğu, 9. maddenin 5. ve 6. fıkraları yönünden, proje sahibinin, ÇED süreçlerine etkisini ortadan kaldıracak düzenlemelerin getirildiği, 9. maddenin 7. fıkrası yönünden, halihazırda yetkilendirilmiş kamu kuruluşlarının; MTA, Karayolları Genel Müdürlüğü, DSİ, TEİAŞ olup kendi kurumlarına ait ÇED süreçlerini yönettikleri, bu kurumların çevre birimlerinin olduğu ve ÇED süreçlerini hazırlayan birimlerin diğer birimlerden ayrıldığı, sadece kendi projeleri bakımından kendilerinin karar merci oldukları alanlarda, ÇED süreçlerini yanlış yönlendirmeye yönelik ve kararı etkileyebilecek yanlış bilgi verilmeyeceğinin kabulü gerektiği, geçici 1. maddesinin 1. fıkrası yönünden, mülga Tebliğin geçici 1. maddesinin 1. fıkrası ile dava konusu Tebliğin geçici 1. maddesinin 1. fıkrasının içeriğinin birbirinden farklı olduğu, bu düzenleme ile haksız rekabetin önlenmesinin amaçlandığı, sonuç olarak iptali istenilen düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: ...
DÜŞÜNCESİ : 31/12/2022 tarih ve 32060 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Çevresel Etki Değerlendirmesi Yeterlik Belgesi Tebliği"nin; 4. maddesinin 1. fıkrasının (l) bendi, 5. maddesinin; 1. fıkrasının (c) bendi, 2. fıkrasının (b) bendi, 5., 6. ve 7. fıkraları, 6. maddesinin 1. fıkrasının; (c) bendinde yer alan "... SGK sigortalı işe giriş bildirgesi veya şirket ortağı ise ortak olduğuna dair belge ve Bağ-Kur hizmet dökümü" ibaresi, (ç) bendinde yer alan "... SGK sigortalı işe giriş bildirgesi veya şirket ortağı ise ortak olduğuna dair belge ve Bağ-Kur hizmet dökümü" ibaresi, (d) bendinde yer alan "... SGK sigortalı işe giriş bildirgesi veya şirket ortağı ise ortak olduğuna dair belge ve Bağ-Kur hizmet dökümü" ibaresi, 8. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi, 9. maddesinin; 5., 6. ve 7. fıkraları yönünden davanın reddi, geçici 1. maddesinin 1 ve 2. fıkraları yönünden şartların sağlanması için verilen sürenin yeterli olmadığı gibi, geçici 1. maddesinin 1. fıkrası yönünden kazanılmış hakların da korunmadığı sonucuna varıldığından, anılan düzenlemelerin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI: ...
DÜŞÜNCESİ :Dava, 31/12/2022 tarih ve 32060 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Çevresel Etki Değerlendirmesi Yeterlik Belgesi Tebliği"nin; 4. maddesinin 1. fıkrasının (l) bendinin, 5. maddesinin; 1. fıkrasının (c) bendinin, 2. fıkrasının (b) bendinin, 5., 6. ve 7. fıkralarının, 6. maddesinin 1. fıkrasının; (c) bendinde yer alan "... SGK sigortalı işe giriş bildirgesi veya şirket ortağı ise ortak olduğuna dair belge ve Bağ-Kur hizmet dökümü" ibaresinin, (ç) bendinde yer alan "... SGK sigortalı işe giriş bildirgesi veya şirket ortağı ise ortak olduğuna dair belge ve Bağ-Kur hizmet dökümü" ibaresinin, (d) bendinde yer alan "... SGK sigortalı işe giriş bildirgesi veya şirket ortağı ise ortak olduğuna dair belge ve Bağ-Kur hizmet dökümü" ibaresinin, 8. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinin, 9. maddesinin; 5., 6. ve 7. fıkralarının, geçici 1. maddesinin; 1. ve 2. fıkralarının iptali istemiyle açılmıştır.
2872 sayılı Çevre Kanunu'nun "Çevresel etki değerlendirilmesi" başlıklı 10. maddesinin 4. fıkrasında; "Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi projeler ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programlar ve konuya ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir." hükmü yer almaktadır.
29/07/2022 tarihli, 31907 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği'nin "Yeterlik belgesi" başlıklı 26. maddesinde, "Proje tanıtım dosyası, ÇED başvuru dosyası, ÇED raporu ve proje ilerleme raporu hazırlayacak kurum ve kuruluşlar Bakanlıktan yeterlik belgesi almakla yükümlüdürler. Yeterlik belgesinin verilmesi, yeterlik belgesi verilen kurum/kuruluşların denetimi ve belgenin iptal edilmesi ile ilgili usul ve esaslar Bakanlıkça düzenlenir." kuralına yer verilmiştir.
Dava konusu Tebliğ'in iptali istenen maddelerinde ise; ÇED yeterlik belgesi almak isteyen kurum/kuruluşun hizmet sunacağı yer için yer uygunluk yazısı, ÇED yeterlik belgesi başvurularında aranacak şartlar, ÇED yeterlik belgesi başvurusunda sunulacak belgeler, ÇED yeterlik belgesi alan kurum/kuruluşun yükümlülükleri, önceki yeterlik belgelerine ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 124. maddesinde; "Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler."
Buna göre, idari teşkilat yapısı içinde yer alan Bakanlıklar ile diğer kamu kurum ve kuruluşları, görev alanlarına ilişkin olarak ve yönetmelik, yönerge, tebliğ, genelge ve talimat gibi çeşitli adlar altında düzenleme yapabilmektedirler.
Bu düzenlemeler arasında uyulması gereken "normlar hiyerarşisi" kuramına göre, hukuk düzeni, farklı kademede yer alan Anayasa, kanun, yönetmelik ve diğer düzenleyici işlemlerden oluşan birçok normu içermekte ve her norm geçerliliğini bir üst basamakta yer alan normdan almaktadır.
Ayrıca, normlar hiyerarşisi olarak bilinen temel hukuk ilkesine göre, normlar arasında altlık ve üstlük ilişkisi söz konusu olmakta ve her norm geçerliliğini bir üst hukuk normundan almaktadır. Başka bir anlatımla; normlar hiyerarşisi, her türlü normun hiyerarşik olarak bir sıra dahilinde sıralanması ve birbirine bağlı olması anlamına gelmekte olup, bunun doğal sonucu olarak, hiyerarşik sıralamada daha altta yer alan normun, kendisinden üstte bulunan norma aykırı hükümler içeremeyeceği gibi üst normun (kanunun) bir konuyu düzenlemesini emrettiği alt normun (yönetmeliğin) bu konuyu düzenlemekten kaçınamayacağını veya bu konuya ilişkin düzenlemenin daha alt bir hukuk normuna (tebliğ, genelge vs.) bırakılamayacağını da içermektedir.
Aktarılan Anayasa hükmü ve normlar hiyerarşisi bağlamında, bir kanun hükmüne dayalı olarak hazırlanan yönetmeliklerle, kanunun yönetmelikte düzenlenmesini emrettiği hükümlere açıklık getirilmesi ve kanun hükümlerinin uygulamaya geçirilmesinin amaçlandığı, kanun koyucu tarafından idareye tanınan düzenleme yetkisinin, başta kamu yararı olmak üzere hizmet gereklerine, hukuk devleti ve hukuk güvenliği ilkelerine uygun olarak kullanılması gerektiği açıktır.
Bu durumda, görülmekte olan davada, dava konusu edilen hususların, 2872 sayılı Kanun'un yukarıda yer verilen emredici hükmü gereğince yönetmelikle düzenlenmesi gerekirken, normlar hiyerarşisi bakımından yönetmeliğin daha alt bir hukuk normu olan Tebliğ ile düzenlenmesinde normlar hiyerarşisine ve hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle,31/12/2022 tarih ve 32060 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Çevresel Etki Değerlendirmesi Yeterlik Belgesi Tebliği"nin; 4. maddesinin 1. fıkrasının (l) bendinin, 5. maddesinin; 1. fıkrasının (c) bendinin, 2. fıkrasının (b) bendinin, 5., 6. ve 7. fıkralarının, 6. maddesinin 1. fıkrasının; (c) bendinde yer alan "... SGK sigortalı işe giriş bildirgesi veya şirket ortağı ise ortak olduğuna dair belge ve Bağ-Kur hizmet dökümü" ibaresinin, (ç) bendinde yer alan "... SGK sigortalı işe giriş bildirgesi veya şirket ortağı ise ortak olduğuna dair belge ve Bağ-Kur hizmet dökümü" ibaresinin, (d) bendinde yer alan "... SGK sigortalı işe giriş bildirgesi veya şirket ortağı ise ortak olduğuna dair belge ve Bağ-Kur hizmet dökümü" ibaresinin, 8. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinin, 9. maddesinin; 5., 6. ve 7. fıkralarının, geçici 1. maddesinin; 1. ve 2. fıkralarının iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği kapsamında proje tanıtım dosyası, çevresel etki değerlendirmesi başvuru dosyası, çevresel etki değerlendirmesi raporu ve proje ilerleme raporu hazırlayacak kurum ve kuruluşlara ilişkin usul ve esaslar 29/11/2019 tarih ve 30963 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Çevresel Etki Değerlendirmesi Yeterlik Belgesi Tebliği" ile düzenlenmiştir.
Davalı idare tarafından, söz konusu Tebliğin dayanağını oluşturan ÇED Yönetmeliğinin değişmesi, geçen süreç içerisinde Tebliğin uygulamadan kalkan kısımlarının bulunması ve çevresel etki değerlendirmesi sürecinde sorunlarla karşılaşılması nedenleri ile bürokrasinin azaltılması ve etkinliğin artırılması amacıyla revizeye ihtiyaç duyulduğu belirtilmiştir.
Bu amaçla yeniden düzenlenen "Çevresel Etki Değerlendirmesi Yeterlik Belgesi Tebliği" 31/12/2022 tarih ve 32060 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Bakılan dava, Tebliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (l) bendinin, 5. maddesinin; 1. fıkrasının (c) bendinin, 2. fıkrasının (b) bendinin, 5., 6. ve 7. fıkralarının, 6. maddesinin 1. fıkrasının; (c) bendinde yer alan "... SGK sigortalı işe giriş bildirgesi veya şirket ortağı ise ortak olduğuna dair belge ve Bağ-Kur hizmet dökümü" ibaresinin, (ç) bendinde yer alan "... SGK sigortalı işe giriş bildirgesi veya şirket ortağı ise ortak olduğuna dair belge ve Bağ-Kur hizmet dökümü" ibaresinin, (d) bendinde yer alan "... SGK sigortalı işe giriş bildirgesi veya şirket ortağı ise ortak olduğuna dair belge ve Bağ-Kur hizmet dökümü" ibaresinin, 8. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendinin, 9. maddesinin; 5., 6. ve 7. fıkralarının, geçici 1. maddesinin; 1. ve 2. fıkralarının hukuka aykırı olduğu iddialarıyla açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 56. maddesinde; "Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir. Devlet, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenler." hükmüne yer verilmiştir.
2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 1. maddesinde; "Bu Kanunun amacı, bütün canlıların ortak varlığı olan çevrenin, sürdürülebilir çevre ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda korunmasını sağlamaktır." hükmü, 2. maddesinde; "Çevresel etki değerlendirmesi: Gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları, ... ifade eder." hükmü, 10. maddesinde; "Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı (…) alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. (Ek cümle:19/7/2025-7554/1 md.) Ancak, bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez. (İptal üçüncü fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin 15/1/2009 tarihli ve E.:2006/99, K.:2009/9 sayılı Kararı ile.) Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi projeler ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programlar ve konuya ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir." hükmü yer almıştır.
2872 sayılı Çevre Kanunu'nun 10. maddesinde dayanılarak hazırlanan ve 29/07/2022 tarih ve 31907 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirme Yönetmeliğinin "Yeterlik Belgesi" başlıklı 26. maddesinde; "(1) Proje tanıtım dosyası, ÇED başvuru dosyası, ÇED raporu ve proje ilerleme raporu hazırlayacak kurum ve kuruluşlar Bakanlıktan yeterlik belgesi almakla yükümlüdürler. Yeterlik belgesinin verilmesi, yeterlik belgesi verilen kurum/kuruluşların denetimi ve belgenin iptal edilmesi ile ilgili usul ve esaslar Bakanlıkça düzenlenir." kuralına yer verilmiştir.
Çevresel Etki Değerlendirme Yönetmeliğine dayanılarak hazırlanan ve 31/12/2022 tarih ve 32060 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Çevresel Etki Değerlendirmesi Yeterlik Belgesi Tebliği"nin 1. maddesinde; "(1) Bu Tebliğin amacı, 29/7/2022 tarihli ve 31907 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği kapsamında proje tanıtım dosyası, çevresel etki değerlendirmesi başvuru dosyası, çevresel etki değerlendirmesi raporu ve proje ilerleme raporu hazırlayacak kurum ve kuruluşlara ilişkin usul ve esasları düzenlemektir." kuralı, 2. maddesinde; "(1) Bu Tebliğ; Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği kapsamında dosya/rapor hazırlayacak kurum/kuruluşlarda aranacak şartlar, başvuruların değerlendirilmesi, çevresel etki değerlendirmesi yeterlik belgesinin verilmesi, vize edilmesi, askıya alınması, iptali ve denetimi ile ilgili hususları kapsar." kuralı, "Tanımlar ve kısaltmalar" başlıklı 4. maddesinde; "(1) Bu Tebliğde geçen; ... l) Yer uygunluk yazısı: Çevresel etki değerlendirmesi yeterlik belgesi almak isteyen kurum/kuruluşlar için verilen hizmetin özelliğine, personel sayısına ve çalışma şartlarına uygun olacak şekilde çalışma mekânları, toplantı salonu, arşiv alanı ve hizmet aracı gibi fiziksel şartlarının Bakanlığın yayımladığı formata göre sağlandığını gösteren ve başvuru tarihinden itibaren en geç altmış gün içinde il müdürlükleri tarafından kontrol edilerek hazırlanan uygunluk yazısını, ifade eder." kuralı, "ÇED yeterlik belgesi başvurularında aranacak şartlar" başlıklı 5. maddesinde; "(1) ÇED yeterlik belgesi almak isteyen kurum/kuruluşun; ... c) Bu fıkranın (a) ve (b) bentlerine göre görevlendirilen personel haricinde, bu fıkranın (a) bendi kapsamında; beş adet nihai ÇED raporu hazırlanmasında görev almış ve en az üç yıl çalışmış olan en az bir koordinatörü sürekli olarak istihdam etmesi zorunludur. Koordinatörün bu madde kapsamında sahip olması gereken toplam ÇED tecrübe konusunun en az üç tanesinin farklı sektöre ait nihai ÇED raporu olması esastır. (2) Bakanlığın, Mülga Çevre Bakanlığının, Mülga Çevre ve Orman Bakanlığının ve Mülga Çevre ve Şehircilik Bakanlığının merkez veya taşra teşkilatlarının çevre mevzuatı ile ilgili teknik birimlerinde en az sekiz yıl çalışmış personelinden; ... b) Birinci fıkranın (b) bendinde belirtilen meslek gruplarına dahil olanlar, birinci fıkranın (b) veya (c) bentleri kapsamında görev alabilir. ... (5) Bu madde kapsamında görevlendirilen personel, görevlendirme süresince çevre ile ilgili ölçüm ve analiz hizmetlerinin verildiği laboratuvarlarda görev alamaz. (6) Bu madde kapsamında görevlendirilen personel, görev aldığı ÇED yeterlik belgesine sahip kurum/kuruluş bünyesinde bulunan çevre mevzuatına ilişkin diğer yetkilendirmeler kapsamında görevlendirilebilir; ancak bu personelin görev aldığı ÇED yeterlik belgesine sahip kurum/kuruluş dışında herhangi bir kurum veya kuruluşta çevre mevzuatı kapsamında veya diğer mevzuat kapsamında elektronik sistemler üzerinden ataması yapılamaz. (7) Bu madde kapsamında görevlendirilen personelin, görev aldığı kurum/kuruluş bünyesinde çevre mevzuatının dışında başka bir mevzuata ilişkin yetkilendirmeler kapsamında elektronik sistemler üzerinden ataması yapılamaz. ÇED yeterlik belgesine sahip kamu kurum/kuruluşunda görevlendirilen personelde bu fıkra hükümleri aranmaz." kuralı, "ÇED yeterlik belgesi başvurusunda sunulacak belgeler" başlıklı 6. maddesinde; "(1) ÇED yeterlik belgesi almak isteyen kurum/kuruluş; unvan, adres ve iletişim bilgilerini sistem üzerinden doldurarak başvurur. Başvuru esnasında aşağıdaki belgelerin ilgili resmi kurumlarca onaylanmış örnekleri eklenir. Bakanlık belgeleri elektronik ortamdan alır veya ilgililerden sisteme yüklemesini ister. Başvuruda; ... c) 5 inci maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamında istihdam edilen personelin; mezuniyet belgesi, çevre ile ilgili konularda iş tecrübesini gösterir belge/belgeler, 5 inci maddenin birinci fıkrasının (a) veya (b) bentlerinde belirtilen sayıda nihai ÇED raporu/PTD hazırlanmasında görev aldığına dair belge, SGK sigortalı işe giriş bildirgesi veya şirket ortağı ise ortak olduğuna dair belge ve Bağ-Kur hizmet dökümü, ç) 5 inci maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında istihdam edilen personelin; mezuniyet belgesi, 5 inci maddenin birinci fıkrasının (c) bendinde belirtilen tecrübe belgesi ve aynı fıkrada belirtilen sayıda nihai ÇED Raporu hazırlanmasında görev aldığına dair belge, SGK sigortalı işe giriş bildirgesi veya şirket ortağı ise ortak olduğuna dair belge ve Bağ-Kur hizmet dökümü, d) 5 inci maddenin birinci fıkrasının (ç) bendi kapsamında istihdam edilen personelin, mezuniyet belgesi ve SGK sigortalı işe giriş bildirgesi veya şirket ortağı ise ortak olduğuna dair belge ve Bağ-Kur hizmet dökümü, ... istenir. ..." kuralına, "ÇED yeterlik belgesi alan kurum/kuruluşun yükümlülükleri" başlıklı 8. maddesinde; "(1) ÇED yeterlik belgesi alan kurum/kuruluş; ... g) ÇED olumlu kararı verilen proje ile ilgili proje ilerleme raporunu hazırlamak üzere 5 inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b), (c), (ç) bentlerinde belirtilen personelden en az birini inceleme yapmak üzere proje alanına göndermekle, yapılacak olan incelemeden en az 5 iş günü öncesinden il müdürlüğüne yazılı bilgi vermekle ve hazırlanan proje ilerleme raporunu inceleme yapan personel ve proje sahibi imzası ile birlikte, ÇED olumlu karar tarihinden itibaren komisyonda belirlenen periyottan en geç 15 gün içerisinde Bakanlığa sunmakla, yükümlüdür." kuralına, "Diğer yükümlülükler ve hususlar" başlıklı 9. maddesinde; " ... (5) ÇED yeterlik belgesine sahip kurum/kuruluş, kendisi ile aynı vergi numarasına sahip proje sahibine bu Tebliğ kapsamında hizmet veremez. ÇED yeterlik belgesine sahip kurum/kuruluş bünyesinde 6102 sayılı Kanun kapsamında yönetim organı olarak görev alan şahıslar, temsile yetkili kılınan şahıslar veya ortaklar; herhangi bir unvanla görev aldıkları veya ortağı oldukları proje sahiplerine hizmet veremezler. (6) Proje sahibi bünyesinde görev alan hiçbir personel, ilgili projenin ÇED sürecinde proje personeli olarak görev alamaz. (7) ÇED yeterlik belgesine sahip kamu kurum/kuruluşunda, beşinci ve altıncı fıkra hükümleri aranmaz." kuralına, "Önceki yeterlik belgelerine ilişkin düzenlemeler" başlıklı Geçici 1. maddesinde; "(1) Bu Tebliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce ÇED yeterlik belgesi alarak faaliyet gösteren kurum/kuruluş, 5 inci maddenin beşinci, altıncı ve yedinci fıkralarında belirtilen şartları bu Tebliğin yayımı tarihinde vize sürelerinin bitimine doksan günden az kalmış olması halinde vize süresi sonuna kadar; vize süresinin bitimine doksan günden daha fazla süre olması halinde, bu Tebliğin yayımından itibaren doksan gün içinde sağlamakla yükümlüdür. Yeni vize başvurusunda bu Tebliğ hükümleri dikkate alınır. (2) ÇED yeterlik belgesine sahip kurum/kuruluş, bu Tebliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altmış gün içerisinde ilgili il müdürlüğüne yer uygunluk yazısı başvurusu yapmakla yükümlüdür. İl müdürlükleri bu Tebliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 180 gün içerisinde yer uygunluk yazısı taleplerini değerlendirir. (...)" kuralı yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlığa Konu Tebliğin İptali İstenilen Düzenlemelerinin İncelenmesi:
Bir hiyerarşik normlar sistemi olan hukuk düzeninde alt düzeydeki normların, yürürlüklerini üst düzeydeki normlardan aldıkları kuşkusuzdur. Normlar hiyerarşisinin en üstünde evrensel hukuk ilkeleri ve Anayasa bulunmakta ve daha sonra gelen kanunlar yürürlüğünü Anayasadan, tüzükler yürürlüğünü kanunlardan, yönetmelikler ise yürürlüğünü kanun ve tüzüklerden almaktadır. Dolayısıyla; bir normun, kendisinden daha üst konumda bulunan ve dayanağını oluşturan bir norma aykırı veya bunu değiştirici nitelikte bir hüküm getirmesi mümkün bulunmamaktadır. Nitekim, belirtilen hiyerarşinin, yönetmelikler bakımından ifadesi niteliğini taşıyan Anayasanın 124. maddesinde; Cumhurbaşkanı, bakanlıklar ve kamu tüzelkişilerinin, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilecekleri kuralına yer verilmiştir. Kanunlar ve Yönetmelikler açısından yukarıda belirtilen bu durum, daha alt düzeyde yer alan diğer hukuksal metinler ve idari işlemler açısından da geçerlidir.
Çevre Kanunu'nun 10. maddesinde çevresel etki değerlendirmesine tâbi projeler ile konuya ilişkin usûl ve esasların, Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirleneceği düzenlenmiş olup, hem çevresel etki değerlendirmesine tabi projeleri hem de konuya ilişkin usul ve esasları belirlemek üzere hazırlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği ilk olarak 07/02/1993 tarih ve 21489 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Çeşitli tarihlerde yeniden düzenlenen Çevresel Etki Yönetmeliği, son olarak 29/07/2022 tarih ve 31907 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Tüm ÇED Yönetmeliklerinde de proje tanıtım dosyası, çevresel etki değerlendirmesi başvuru dosyası, çevresel etki değerlendirmesi raporu ve proje ilerleme raporu hazırlayacak kurum/kuruluşların, Bakanlıktan yeterlik belgesi almakla yükümlü oldukları, yeterlik belgesi verilmesi, yeterlik belgesi verilen kurum/kuruluşların denetimi ve belgenin iptal edilmesi ile ilgili usul ve esasların Bakanlıkça yayımlanacak bir tebliğ ile düzenleneceği, kuralı yer almıştır. Dolayısıyla Çevre Kanununa dayalı olarak çıkarılan ÇED Yönetmeliğinde kurum/kuruluşların söz konusu işlemleri yapabilmeleri için yeterlik belgesi alması gerektiği, buna ilişkin usul ve esasların ise Tebliğ ile düzenlenmesi kurala bağlanmış olup, bu yönüyle yeterlik belgesi verilmesi, bu belgeyi alan kurum/kuruluşların denetimi ve belgenin iptal edilmesi ile ilgili usul ve esasların, Yönetmeliğe uygun olarak Tebliğ ile düzenlenmesinde normlar hiyerarşisine ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Dava konusu 31/12/2022 tarih ve 32060 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Çevresel Etki Değerlendirmesi Yeterlik Belgesi Tebliği"nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (l) bendi ile geçici 1. maddesinin 2. fıkrası yönünden;
Tebliğin "Tanımlar ve kısaltmalar" başlıklı 4. maddesinde; "(1) Bu Tebliğde geçen; (...) l) Yer uygunluk yazısı: Çevresel etki değerlendirmesi yeterlik belgesi almak isteyen kurum/kuruluşlar için verilen hizmetin özelliğine, personel sayısına ve çalışma şartlarına uygun olacak şekilde çalışma mekânları, toplantı salonu, arşiv alanı ve hizmet aracı gibi fiziksel şartlarının Bakanlığın yayımladığı formata göre sağlandığını gösteren ve başvuru tarihinden itibaren en geç altmış gün içinde il müdürlükleri tarafından kontrol edilerek hazırlanan uygunluk yazısını, ifade eder." kuralı, "Önceki yeterlik belgelerine ilişkin düzenlemeler" başlıklı geçici 1. maddesinin 2. fıkrasında ise; "ÇED yeterlik belgesine sahip kurum/kuruluş, bu Tebliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altmış gün içerisinde ilgili il müdürlüğüne yer uygunluk yazısı başvurusu yapmakla yükümlüdür. İl müdürlükleri bu Tebliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 180 gün içerisinde yer uygunluk yazısı taleplerini değerlendirir." kuralı yer almıştır.
Davacılar tarafından, Mülga Tebliğde olmayan yeni bir yükümlülük getirildiği, düzenleyici işlemlerin belirli, öngörülebilir, olması gerektiği, normlar hiyerarşisine uygun olması gerektiği, zira alt normların üst normları açıklık getirmesi ve üst normda çizilen çerçeve içerisinde teknik detayların belirlenmesi gerektiği halde, dava konusu düzenlemede bu konunun eksik bırakılmasıyla hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerinin ihlal edildiği, nitekim Tebliğ yürürlüğe girmesine rağmen Bakanlık tarafından yayımlanmış bir yer uygunluk yazısına dair formatın bulunmadığı, bu hususun iş yerini denetlemeye gelen personelin inisiyatifine bırakıldığı, kaldı ki böyle bir format belirlenecekse dahi Tebliğde düzenlenmesi gerektiği, yer uygunluk yazısının ölçütünün belirlenmediği, bir başka ifadeyle, yer uygunluğu belirlenirken işin niteliğine mi yoksa proje sayısına mı bakılacağı vs gibi hususun belli olmadığı, ayrıca ofise sadece rapor yazılırken ihtiyaç duyulabileceği, bu şartları sağlamaya çalışan şirketlerin personel ücretlerini kısıtlamaya gitmek zorunda kalacakları, yaşanılan çağ gereği bu maddenin anlamını yitirdiği, internet ve bilgisayarın olmasının yeterli olduğu, diğer taraftan Tebliğin geçici 1. maddesinin 2. fıkrasındaki düzenlemede kazanılmış hakların korunmadığı, nitekim faaliyetlerine devam eden firmalara da şartların sağlanması için 60 günlük sürenin verildiği, düzenlemelerin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, bu düzenlemenin amacının kurum/kuruluşlara kurumsal kimlik kazandırılmasının ve yeknesak bir alan oluşturulmasının amaçlandığı, konuya ilişkin formatın oluşturulduğu ve 03/01/2023 tarihli yazı ile valiliklere gönderildiği, ayrıca davacıların ortağı olan şirketler tarafından yer uygunluk yazısının temini için gerekli başvuruların yapıldığı, yer uygunluk kontrolü sonrasında her iki şirketin de başvurularının uygun bulunduğu, dolayısıyla iddia edildiği gibi yer uygunluk yazısına dair formatın bulunmadığı veya bilinmiyor olduğu iddiasına itibar edilemeyeceği, düzenlemelerin hukuka uygun olduğu savunulmuştur.
Uyuşmazlıkta; Tebliğde yer alan düzenlemelerin geneline bakıldığında, bu Tebliğ kapsamında görevlendirilen personelin mümkün olduğunca ÇED raporunun veya proje tanıtım dosyasının hazırlanmasına odaklanması amaçlanmış iken, bu Tebliğ kapsamında yetkilendirilen kurum/kuruluşa kurumsal kimlik kazandırılması adına fiziksel şartların sağlanmasının öngörülmesinin de Tebliğde yer alan düzenlemeler ile uyumlu olduğu, ayrıca 31/12/2022 tarihinde yürürlüğe giren Tebliğden hemen sonra davalı idare tarafından, yer uygunluk yazısı verilebilmesine ilişkin başvuru sonrasında "yerinde inceleme kontrol formu" oluşturularak "ÇED Yeterlik Belgesi Tebliği Uygulamaları Hakkında" konulu 03/01/2023 tarih ve 5419260 sayılı yazısının 81 il valiliğine gönderildiği, bu yönüyle formatla ilgili herhangi bir belirsizliğin bulunmadığı, diğer taraftan çevrenin korunması amacının gerçekleştirilmesi bakımdan firmalar arasında eşitsizlik oluşturmaması için tüm kurum/kuruluşlar için aynı sürede şartların sağlanmasının öngörüldüğü anlaşılmış olup, düzenlemelerde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Dava konusu Tebliğin 5. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi ile 2. fıkrasının (b) bendi yönünden;
29/11/2019 tarih ve 30963 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Çevresel Etki Değerlendirmesi Yeterlik Belgesi Tebliği"nin "ÇED yeterlik belgesi başvurularında aranacak şartlar" başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasında; "ÇED Yeterlik Belgesi almak isteyen kurum/kuruluşların; a) Kamu veya özel sektörde çevre ile ilgili konularda en az beş yıl çalışmış ve en az yirmi beş PTD/nihai ÇED Raporu hazırlanmasında veya en az on İDK toplantısında görev almış olan en az iki çevre mühendisini sürekli olarak istihdam etmeleri, b) Bu bendin birinci, ikinci ve üçüncü alt bentlerinde belirtilen meslek gruplarından, kamu veya özel sektörde çevre ile ilgili konularda en az beş yıl çalışmış ve en az yirmi beş PTD/nihai ÇED Raporu hazırlanmasında veya en az on İDK toplantısında görev almış, farklı meslek dallarından olmak üzere lisans düzeyinde mezun olmuş en az iki personeli sürekli olarak istihdam etmeleri, 1) Çevre Mühendisliği bölümü hariç olmak üzere mühendislik veya mimarlık fakültelerinden mezun olanlar, 2) Fakülte, akademi veya dört yıllık yüksekokul veya fen-edebiyat fakültelerinin; fizik, kimya, matematik, istatistik, biyoloji bölümleri ile ziraat, peyzaj mimarlığı, jeoloji, hidrojeoloji, zootekni, veteriner hekim bölümlerinden lisans düzeyinde mezun olanlar, 3) Fakülte, akademi veya dört yıllık yüksekokulların; arkeoloji, kamu yönetimi, uluslararası ilişkiler, çalışma ekonomisi ve endüstri ilişkileri, işletme, ekonomi, maliye, hukuk, iktisat, ekonometri, sosyoloji bölümlerinden lisans düzeyinde mezun olanlar, c) Bu maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerine göre görevlendirilen personel haricinde, bu maddenin birinci fıkrasının (a) veya (b) bendi kapsamında en az üç yıl çalışmış ve bu bentlerden herhangi birinde en az beş adet nihai ÇED Raporu hazırlanmasında veya on adet İDK toplantısında görev almış olan en az bir koordinatörü sürekli olarak istihdam etmeleri zorunludur." kuralı, aynı maddenin 2. fıkrasında; "Bakanlık, Mülga Çevre Bakanlığı ve Mülga Çevre ve Orman Bakanlığının merkez veya taşra teşkilatlarının çevre yönetimi, çevresel etki değerlendirmesi, çevre yeterlik, çevre izin-lisans, çevre denetim, çevre koruma ile ilgili birimlerinde çevre mevzuatı kapsamında en az sekiz yıl çalışmış personelden; a) Çevre mühendisi olanlar, bu maddenin birinci fıkrasının (a) veya (c) bendi kapsamında görev alabilir. b) Bu maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde belirtilen meslek gruplarına dahil personel, bu maddenin birinci fıkrasının (b) veya (c) bendi kapsamında görev alabilir." kuralına yer verilmiştir.
Dava konusu Tebliğin "ÇED yeterlik belgesi başvurularında aranacak şartlar" başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasında ise; "ÇED yeterlik belgesi almak isteyen kurum/kuruluşun; a) Kamu veya özel sektörde çevre ile ilgili konularda en az beş yıl çalışmış ve bu fıkranın (ç) bendi kapsamında en az yirmi beş PTD/nihai ÇED raporu hazırlanmasında görev almış olan en az iki çevre mühendisini sürekli olarak istihdam etmesi, b) Bu bendin birinci, ikinci ve üçüncü alt bentlerinde belirtilen meslek gruplarından, kamu veya özel sektörde çevre ile ilgili konularda en az beş yıl çalışmış ve bu fıkranın (ç) bendi kapsamında en az yirmi beş PTD/nihai ÇED raporu hazırlanmasında görev almış, farklı meslek dallarından olmak üzere lisans düzeyinde mezun olmuş en az iki personeli sürekli olarak istihdam etmesi, 1) Çevre mühendisliği bölümü hariç olmak üzere mühendislik veya mimarlık fakültelerinden mezun olanlar. 2) Fakülte, akademi veya dört yıllık yüksekokul veya fen-edebiyat fakültelerinin; fizik, kimya, matematik, istatistik, biyoloji bölümleri ile ziraat, peyzaj mimarlığı, jeoloji, hidrojeoloji, zootekni, veterinerlik bölümlerinden mezun olanlar. 3) Fakülte, akademi veya dört yıllık yüksekokulların; arkeoloji, kamu yönetimi, uluslararası ilişkiler, çalışma ekonomisi ve endüstri ilişkileri, işletme, ekonomi, maliye, hukuk, iktisat, ekonometri, sosyoloji bölümlerinden mezun olanlar. c) Bu fıkranın (a) ve (b) bentlerine göre görevlendirilen personel haricinde, bu fıkranın (a) bendi kapsamında; beş adet nihai ÇED raporu hazırlanmasında görev almış ve en az üç yıl çalışmış olan en az bir koordinatörü sürekli olarak istihdam etmesi zorunludur. Koordinatörün bu madde kapsamında sahip olması gereken toplam ÇED tecrübe konusunun en az üç tanesinin farklı sektöre ait nihai ÇED raporu olması esastır." kuralına, aynı maddenin 2. fıkrasında da; "Bakanlığın, Mülga Çevre Bakanlığının, Mülga Çevre ve Orman Bakanlığının ve Mülga Çevre ve Şehircilik Bakanlığının merkez veya taşra teşkilatlarının çevre mevzuatı ile ilgili teknik birimlerinde en az sekiz yıl çalışmış personelinden; a) Çevre mühendisi olanlar, birinci fıkranın (a) veya (c) bentleri kapsamında görev alabilir. b) Birinci fıkranın (b) bendinde belirtilen meslek gruplarına dahil olanlar, birinci fıkranın (b) veya (c) bentleri kapsamında görev alabilir." yer verilmiştir.
Davacılar tarafından, yapılan düzenlemeler ile koordinatörlerin sadece çevre mühendislerinden olabileceği, bunun tek istisnasının davalı Bakanlığın merkez veya taşra teşkilatlarının çevre mevzuatı ile ilgili teknik birimlerinde en az 8 yıl çalışmış olan personelin olduğu, ancak mülga Tebliğe göre Tebliğin 5. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi kapsamındaki mesleklerin de koordinatör olabildikleri, oysaki mesleki tecrübelerinin eşdeğer oldukları halde şu an görev alamadıkları, önceki düzenlemeden farklı olan bu değişikliğin gerekliliğinin bilimsel rapor ile ortaya konulması gerektiği, ayrıca bu durumun eşitlik ilkesine aykırı olduğu, yeterlik belgesine sahip kuruluşta aynı süreyle çalışan meslek mensubunun da koordinatör olabilmesi gerektiği, söz konusu düzenlemelerin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, ÇED süreci ile gerçekleştirilmesi planlanan her bir projenin çevreye olan/olası etkilerinin belirlenmesi ve bu etkilerin en aza indirilmesinin amaçlandığı, çevre mühendisliği, doğal kaynakların kullanımı ve insan sağlığına uygun çevre koşullarının yaratılması ilgili mühendislik dalı olduğu, diğer mühendislik dallarından farklı olarak, doğanın kaynaklarını tüketmeyi değil, doğaya sahip olduklarını geri vermeye çalışan bir mühendislik dalı olduğu, çevre mühendislerinin; çevre kirliliğinin önlenmesi kapsamında, çevre yönetim sistemleri ve planları, çevresel etki değerlendirmesi, içme ve kullanma suyu, evsel ve endüstriyel atık sular ile yağmur suları, katı atıklar, zararlı ve tehlikeli atıklar, evsel ve endüstriyel atıklar, hava kirliliği, gürültü, toprak ve yeraltı su kaynaklarının kirliliği konularında etüd, fizibilite, proje, araştırma, geliştirme ve planlama, danışmanlık ve eğitim, kontrollük, deneme işletmesi, muayene ve kabul, uygulama ve işletme yönetimi, keşif-şartname-ihale dosyası hazırlama ve düzenleme, hakediş ve kesin hesap, numune alma, deney, ölçüm, analiz ve modelleme hizmetlerini yürütebilecekleri, halihazırda meslek şartı aranmaksızın bu madde kapsamında görevli olan mühendislerin kazanılmış haklarının korunduğu, ÇED sürecinin çevre mühendisliğinin ana çalışma alanı olması nedeniyle koordinatörün çevre mühendisi olmasında hukuka aykırılık bulunmadığı, Bakanlıkta belli yıl çalışan çevre mühendisi olmayan meslek gruplarının da koordinatör olabileceğinin öngörülmesinin nedeni, Tebliğde sayılan meslek gruplarından çevre mevzuatı ile ilgili teknik birimlerde çalışan kişilerin mesleki birikimi gözetildiğinde, eksiklikleri ve geliştirilmesi gereken yönlerini iyi bildiği ÇED süreçlerinin rapor/dosya hazırlanmasında aktif olarak yer almasının amaçlanması olduğu, bu yönüyle de düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmuştur.
Gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları barındıran çevresel etki değerlendirmesi süreci, Tebliğ tarafından belirlenen farklı meslek disiplinleri tarafından oluşturulan rapor bütünüdür. Rapor koordinatörü ise ÇED raporunun değerlendirilmesi, yönetilmesi ve ilgili uzmanlık alanları tarafından oluşan çalışma ekibi ve verilerin koordinasyonu ve çevresel etkilerin, risklerin değerlendirilmesi sürecinde raporun bütününe yönelik sorumludur. Nitekim Tebliğin 8. maddesinin 2. fıkrasında; koordinatörün, ÇED başvuru dosyasının veya ÇED raporunun veya PTD’nin tamamında yer alan bilgilerin, diğer personel ise sorumlu olduğu bölümdeki bilgilerin doğruluğunu sağlamakla yükümlü oldukları düzenlenmiştir.
Uyuşmazlıkta, her ne kadar Mülga Tebliğde, çevre mühendisleri dışında Tebliğin 5. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi kapsamındaki meslek disiplinlerinin de koordinatör olabilmeleri mümkün iken, dava konusu madde kapsamında yalnızca çevre mühendislerinin koordinatör olabileceği düzenlenmiş ise de, rapor koordinatörünün raporun bütününe yönelik sorumluluğunun bulunduğu, çevresel risk ve etkilerin belirlenmesi, yönetimi ve değerlendirilmesi konusunda çevre mühendisliğinin ana uzmanlık dalı olduğu, çevre mühendisliği dışındaki meslek disiplinlerinin de zorunlu istihdamını öngören diğer düzenlemelerin varlığı dikkate alındığında, koordinatörün yalnızca dava konusu maddede öngörülen şartları taşıyan çevre mühendislerinden istihdam edilmesine yönelik düzenlemede, Anayasanın eşitlik ilkesine, hukuka ve kamu yararına aykırılık görülmemiştir.
Diğer taraftan, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin Altıncı Kısmının Dördüncü Bölümünde sayılan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı görevlerinin, merkez ve taşra teşkilatı ile bağlı kuruluşlardan meydana gelen bakanlık teşkilatı tarafından ifa edileceği açık olup, bu kapsamda, Bakanlığın 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinde belirlenen görev ve sorumlulukları dahilinde olan, bir başka ifadeyle, faaliyet alanında yerini bulan çevre yönetimi, çevresel etki değerlendirmesi, çevre denetim gibi çevre mevzuatı ile ilgili teknik birimlerde belirlenen süreyle çalışanların çevre mevzuatına ilişkin tüm konu başlıkları bakımından mesleki bilgi birikimlerinin bulunduğunun kabulü gerekmekte olup, (özel kurum/kuruluşlara ilişkin düzenlemelerin aksine) çevre mühendisi dışındaki Tebliğde sayılan meslek gruplarının da koordinatör olarak görev almasına ilişkin düzenlemede Anayasanın eşitlik ilkesine, hukuka ve kamu yararına aykırılık bulunmamıştır.
Dava konusu Tebliğin 5. maddesinin 5. fıkrası yönünden;
Tebliğin 5. maddesinin 5. fıkrasında; "Bu madde kapsamında görevlendirilen personel, görevlendirme süresince çevre ile ilgili ölçüm ve analiz hizmetlerinin verildiği laboratuvarlarda görev alamaz." kuralı yer almıştır.
Davacılar tarafından, bu madde kapsamında görevlendirilen personelin çalıştığı kurum/kuruluşlarca hazırlanan ÇED raporuyla ilgili ölçüm ve analizlerde görev almamaları doğru iken, farklı firmanın hazırladığı ÇED raporunun ölçüm ve analizlerinde görev almamalarının Anayasanın 48. maddesinde güvence altına alınan sözleşme yapma ve çalışma özgürlüğünü ihlal ettiği, nitekim böyle bir kuruluşta çalışan personelin kısmi zamanlı çalışmalarının kısıtlandığı, böyle bir kısıtlamanın ise tebliğ ile değil ancak kanunla yapılabileceği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, "Çevre Ölçüm ve Analiz Laboratuvarları Yeterlik Yönetmeliği"nin 5. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendine göre çevre danışmanlık, gözetim ve ÇED hizmeti veren kurum ve kuruluşların işlerini üstlendikleri firmalara ait izin, iç izleme ve denetime esas teşkil edecek ölçüm ve analizleri yapamayacağının düzenlendiği, çevre ölçüm ve analiz laboratuvarlarının aynı zamanda ÇED yeterlik belgesine sahip olması durumunda her iki yeterlik belgesi için farklı personel tanımlama zorunluluğunun gizli ve etik hizmet verme ölçümlerin tarafsızlığını sağlama açısından zaten yürürlükte olan bir uygulama olduğu, dolayısıyla bu uygulamaya dava konusu Tebliğde yer verilmiş olmasında hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmaktadır.
25/12/2013 tarih ve 28862 sayılı "Çevre Ölçüm ve Analiz Laboratuvarları Yeterlik Yönetmeliği"nin 5. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde; "Laboratuvar hizmeti dışında çevre danışmanlık, gözetim ve ÇED hizmeti veren kurum ve kuruluşlar, laboratuvar hizmeti ile ilgili personeli ayrı tanımlamak zorundadır; bu kurum veya kuruluşlar işlerini üstlendikleri firmalara ait izin, iç izleme ve denetime esas teşkil edecek ölçüm ve analizleri yapamazlar." kuralı yer almıştır.
Uyuşmazlıkta; davacılar tarafından bu madde kapsamında görevlendirilen personelin çalıştığı kurum/kuruluşlarca hazırlanan ÇED raporuyla ilgili ölçüm ve analizlerde görev almamaları doğru iken, farklı firmanın hazırladığı ÇED raporunun ölçüm ve analizlerinde görev almalarında engel olmaması gerektiği ileri sürülmüş ise de, "Çevre Ölçüm ve Analiz Laboratuvarları Yeterlik Yönetmeliği"nin 5. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan düzenleme gereği zaten yürürlükte olan bir uygulamaya dava konusu Tebliğde de yer verildiği anlaşılmış olup, çevre ölçüm ve analiz laboratuvarlarının aynı zamanda ÇED yeterlik belgesine sahip olması durumunda her iki yeterlik belgesi kapsamında farklı personelin tanımlanması gerekliliğine ilişkin dava konusu düzenleme ile gizli ve etik hizmet vermek, ölçümlerin tarafsızlığını sağlamak amaçlandığı sonucuna varıldığından, dava konusu düzenlemede hukuka ve kamu yararına aykırılık görülmemiştir.
Diğer taraftan, anılan düzenlemenin, Anayasanın 48. maddesinin 1. fıkrasında yer verilen çalışma ve sözleşme hürriyetini kısıtladığı ileri sürülmüş ise de, görevlendirme süresi sona erdiğinde çevre ile ilgili ölçüm ve analiz hizmetlerinin verildiği laboratuvarlarda görev alınmasının mümkün olduğu anlaşıldığından, söz konusu düzenlemenin çevrenin korunmasına yönelik tedbir içeren nitelikte bir düzenleme olduğu, dolayısıyla çalışma ve sözleşme hürriyetinin kısıtlanmadığı sonucuna varılmıştır.
Dava konusu Tebliğin 5. maddesinin 6. ve 7. fıkraları yönünden;
18/12/2009 tarih ve 27436 sayılı "Çevresel Etki Değerlendirmesi Yeterlik Belgesi Tebliği"nin "Yeterlik belgesi başvurularında aranacak şartlar" başlıklı 5. maddesinin 3. fıkrasında; "Bu madde kapsamında görevlendirilen tüm personel, bu Tebliğ kapsamında yeterlik belgesi alan diğer kurum/kuruluşlarda görev alamazlar." kuralı, aynı maddenin 4. fıkrasında; "Bu maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (ç) bentleri kapsamında görevlendirilen tüm personel, herhangi bir kurum/kuruluşta görev alamazlar." kuralına yer verilmiştir.
29/11/2019 tarih ve 30963 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Çevresel Etki Değerlendirmesi Yeterlik Belgesi Tebliği"nin "ÇED yeterlik belgesi başvurularında aranacak şartlar" başlıklı 5. maddesinin 3. fıkrasında; "Bu madde kapsamında görevlendirilen tüm personel, bu Tebliğ kapsamında ÇED Yeterlik Belgesi alan diğer kurum/kuruluşlarda görev alamazlar." kuralı yer almıştır.
Dava konusu Tebliğin "ÇED yeterlik belgesi başvurularında aranacak şartlar" başlıklı 5. maddesinin 6. fıkrasında ise; "Bu madde kapsamında görevlendirilen personel, görev aldığı ÇED yeterlik belgesine sahip kurum/kuruluş bünyesinde bulunan çevre mevzuatına ilişkin diğer yetkilendirmeler kapsamında görevlendirilebilir; ancak bu personelin görev aldığı ÇED yeterlik belgesine sahip kurum/kuruluş dışında herhangi bir kurum veya kuruluşta çevre mevzuatı kapsamında veya diğer mevzuat kapsamında elektronik sistemler üzerinden ataması yapılamaz." kuralı, aynı maddenin 7. fıkrasında ise; "Bu madde kapsamında görevlendirilen personelin, görev aldığı kurum/kuruluş bünyesinde çevre mevzuatının dışında başka bir mevzuata ilişkin yetkilendirmeler kapsamında elektronik sistemler üzerinden ataması yapılamaz. ÇED yeterlik belgesine sahip kamu kurum/kuruluşunda görevlendirilen personelde bu fıkra hükümleri aranmaz." kuralı yer almıştır.
Davacılar tarafından, söz konusu düzenlemeler uyarınca ÇED yeterlik belgesine sahip kurum/kuruluşta görevli personelin görev aldığı kurum ve kuruluşta bile yalnızca çevre mevzuatına ilişkin işlerde görevlendirilebilecek, bunun dışında hiçbir mevzuat kapsamında görevlendirilemeyecek olması Anayasa'nın sözleşme yapma ve çalışma hürriyetini ihlal ettiği, oysaki özel firmaların devlet gibi sınırsız imkanlara sahip olmadığı, bir personelden maksimum fayda sağlanmak istenilmesi, kabiliyeti ve tecrübesi oranında değerlendirilmesi kişinin rızası dahilinde yapılan uygulamalar olduğu, sektörde ÇED yeterlik belgesi olan bazı firmaların maden mevzuatı kapsamında düzenlenen yetkilendirilmiş tüzel kişilik (YTK) belgelerinin de olduğu, ÇED yeterlik firmasındaki çevre mühendisini YTK belgesi bulunan firmalarda kısmi süreli sözleşmeli olarak çalıştırabildiği, artık bu düzenleme ile bu şekilde istihdam edilmenin mümkün olmadığı, yılda bir iki defa yapılan maden işletme projesi için YTK bünyesinde tüm yıl çevre mühendisi bulundurması gerekeceği, bu düzenleme ile çevre mühendisleri için zorunlu istihdam yaratılsa da sektörde açık oluştuğu, ayrıca sektör açısından yüksek ücretle çalışmak zorunda kaldıkları, düzenlemelerin çalışma ve sözleşme hürriyetine aykırılık teşkil ettiği gibi, böyle bir sınırlamanın tebliğ ile yapılamayacağı, diğer taraftan, özel kurum/kuruluşta çalışan personel çevre mevzuatı dışında başka bir mevzuata ilişkin yetkilendirme kapsamında çalışamazken, ÇED yeterlik belgesine sahip kamu kurum/kuruluşlarındaki personelin ise çevre mevzuatı dışında da çalışmasına imkan verilmesi ile Anayasanın eşitlik ilkesinin ihlal edildiği, yapılan toplantılarda Bakanlıkça dava konusu düzenlemelerin belge kullanımının önüne geçmek amacıyla yapıldığı belirtilmiş ise de, belge kullanımının önüne geçmek için yasaklama yöntemi yerine, ciddi denetimlerin getirilmesi gerektiği, bu şekilde mevzuata uygun çalışan firmalar aleyhine hareket edildiği, dolayısıyla dava konusu düzenleme öncesinde bir kişinin kendi firması dışında bir firmada da çalışması mümkün iken, bu düzenleme ile ne başka firmada ne de aynı firmaya ait YTK belgesi kapsamında görevlendirilmesinin mümkün olmayacağı, üstelik aktif rapor hazırlayan personelin, ilave personellere verilecek ücretlerin de karşılanabilmesinin gerektiği için daha düşük ücretlerle karşı karşıya kalacakları ve iş yükünün artacağı ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, Tebliğin ÇED Yönetmeliğinin 26. maddesine dayalı olarak çıkarıldığı, Tebliğin 5. maddesinin 1. fıkrasının (a), (b), (c) ve (ç ) bentleri kapsamında zorunlu olarak çalışan personelin sürekli olarak istihdam edilmesi şartı ile 30 gün boyunca çalışması gerektiği, böylece personelin sadece çalıştığı kuruluş bünyesinde çevre mevzuatı kapsamında tam zamanlı çalışmasının sağlanarak çevrenin korunması yönünde görevine odaklanması, ÇED süreçlerinin kapsamı ve genişliği göz önüne alındığında, işverenin bedensel ve ruhsal açıdan zorlayıcı emrivaki isteklerinin önüne geçilmesinin, konuda uzmanlaşmanın sağlanmasının ve yeni istihdamın amaçlandığı, şirketin çalışması gerekenden daha fazla çalıştırmak suretiyle diğer işlerinde de görevlendirerek performansının üstünde çalıştırmasının etik olmadığı, benzer yönde düzenlemenin 2019 tarihli Tebliğde olmasa bile 2009 tarihli Tebliğde yer aldığı ve o düzenlemenin de 10 yıl boyunca yürürlükte kaldığı, sektörde karşılaşılan sıkıntılar, işverenin her türlü işte çalıştırma isteğinden doğan düzensizlikler, yapılan toplantılarda sektörden gelen geri dönüşler,il müdürlüklerine sunulan PTD’lerin kalitesindeki düşüş, il müdürlüğündeki personelin dosyalarda defalarca eksiklik tespit edilerek kendi çabaları ile dosyayı düzelttirmeleri nedenleriyle Tebliğde dava konusu düzenlemelerin öngörüldüğü belirtilerek, hukuka uygun olduğu savunulmuştur.
Uyuşmazlıkta, önceki tebliğlerde yer alan düzenlemede; yalnızca Tebliğin 5. maddesi kapsamında görevlendirilen tüm personelin, bu Tebliğ kapsamında ÇED Yeterlik Belgesi alan diğer kurum/kuruluşlarda görev alamayacağı düzenlenmiş iken, dava konusu düzenlemelerde söz konusu madde kapsamında görevlendirilen personelin aynı kurum/kuruluş bünyesinde yalnızca çevre mevzuatına ilişkin diğer yetkilendirmeler kapsamında görevlendirilebileceği, bu personelin görev aldığı ÇED yeterlik belgesine sahip kurum/kuruluş dışında ise herhangi bir kurum veya kuruluşta ise çevre mevzuatı kapsamında veya diğer mevzuat kapsamında elektronik sistemler üzerinden atamasının yapılamayacağının düzenlendiği anlaşılmış olup, uygulamada yaşanılan (ÇED raporunda veya proje tanıtım dosyasındaki eksiklikler gibi) aksaklıklar dikkate alındığında, yapılan bu düzenlemeler ile; personelin sadece çalıştığı kurum/kuruluş bünyesinde çevre mevzuatı kapsamında tam zamanlı çalışmasının sağlanarak, çevresel değerlerin ve ekolojik dengenin tahribini, bozulmasını ve yok olmasını önlemeye, mevcut bozulmaları gidermeye, çevreyi iyileştirmeye ve geliştirmeye, çevre kirliliğini önlemeye yönelik çalışmaların bütününü ifade eden çevrenin korunması amacının gerçekleştirilmesine yönelik görevine odaklanmasını amaçlayan bu düzenlemelerde hukuka ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bununla birlikte, Tebliğin 5. maddesinin 7. fıkrasının son cümlesi uyarınca kamu kurum ve kuruluşunda görevlendirilen personelin ise görev aldığı kurum/kuruluş bünyesinde çevre mevzuatının dışında başka bir mevzuata ilişkin yetkilendirmeler kapsamında görevlendirilmesine imkan tanıyan düzenlemeye gelince, çevrenin korunmasına yönelik uygulamaların Devlet kurumlarının tamamının temel amaçlarından biri olduğu gibi, yaşanıldığı belirtilen aksaklıkların özel kurum/kuruluş bünyesindeki uygulamalardan kaynaklandığı anlaşıldığından, dava konusu düzenlemenin de hukuka aykırı olmadığı sonucuna varılmıştır.
Diğer taraftan, anılan düzenlemelerin, Anayasanın 48. maddesinin 1. fıkrasında yer verilen çalışma ve sözleşme hürriyetini kısıtladığı ileri sürülmüş ise de, ilgililerin gerekli koşulların varlığı halinde kurum/kuruluşun yetkilendirildiği konuya göre çalışma ve sözleşme yapma hakkına sahip olduğu anlaşıldığından, söz konusu düzenlemelerin çevrenin korunmasına yönelik tedbir içeren nitelikte düzenlemeler olduğunun dolayısıyla çalışma ve sözleşme hürriyetinin kısıtlanmadığının kabulü gerekmektedir.
Dava konusu Tebliğin 6. maddesinin 1. fıkrasının; (c) bendinde yer alan "... SGK sigortalı işe giriş bildirgesi veya şirket ortağı ise ortak olduğuna dair belge ve Bağ-Kur hizmet dökümü" ibaresinin, (ç) bendinde yer alan "... SGK sigortalı işe giriş bildirgesi veya şirket ortağı ise ortak olduğuna dair belge ve Bağ-Kur hizmet dökümü" ibaresinin, (d) bendinde yer alan "... SGK sigortalı işe giriş bildirgesi veya şirket ortağı ise ortak olduğuna dair belge ve Bağ-Kur hizmet dökümü" ibaresi yönünden;
29/11/2019 tarih ve 30963 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Çevresel Etki Değerlendirmesi Yeterlik Belgesi Tebliği"nin "ÇED yeterlik belgesi başvurusunda sunulacak belgeler" başlıklı 6. maddesinde; " ... ç) Bu Tebliğin 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamında istihdam edilen personelin mezuniyet belgesi, çevre ile ilgili konularda iş tecrübesini gösterir belge/belgeler, bu Tebliğin 5 inci maddesinin; birinci fıkrasının (a) veya (b) bendinde belirtilen sayıda Nihai ÇED Raporu/PTD/İDK hazırlanmasında görev aldığına dair belge, SGK sigortalı işe giriş bildirgesi veya şirket ortağı ise ortak olduğuna dair belge,
d) Bu Tebliğin 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında istihdam edilen personelin mezuniyet belgesi, bu Tebliğin 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde belirtilen tecrübe belgesi ve aynı fıkrada belirtilen sayıda nihai ÇED Raporu/İDK hazırlanmasında görev aldığına dair belge, SGK sigortalı işe giriş bildirgesi veya şirket ortağı ise ortak olduğuna dair belge,
e) Bu Tebliğin 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi kapsamında istihdam edilen personelin mezuniyet belgesi ve SGK sigortalı işe giriş bildirgesi veya şirket ortağı ise ortak olduğuna dair belge, (...) istenir." kuralı yer almıştır.
Dava konusu Tebliğin "ÇED yeterlik belgesi başvurusunda sunulacak belgeler" başlıklı 6. maddesinde ise; " (...) c) 5 inci maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamında istihdam edilen personelin; mezuniyet belgesi, çevre ile ilgili konularda iş tecrübesini gösterir belge/belgeler, 5 inci maddenin birinci fıkrasının (a) veya (b) bentlerinde belirtilen sayıda nihai ÇED raporu/PTD hazırlanmasında görev aldığına dair belge, SGK sigortalı işe giriş bildirgesi veya şirket ortağı ise ortak olduğuna dair belge ve Bağ-Kur hizmet dökümü,
ç) 5 inci maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında istihdam edilen personelin; mezuniyet belgesi, 5 inci maddenin birinci fıkrasının (c) bendinde belirtilen tecrübe belgesi ve aynı fıkrada belirtilen sayıda nihai ÇED Raporu hazırlanmasında görev aldığına dair belge, SGK sigortalı işe giriş bildirgesi veya şirket ortağı ise ortak olduğuna dair belge ve Bağ-Kur hizmet dökümü,
d) 5 inci maddenin birinci fıkrasının (ç) bendi kapsamında istihdam edilen personelin, mezuniyet belgesi ve SGK sigortalı işe giriş bildirgesi veya şirket ortağı ise ortak olduğuna dair belge ve Bağ-Kur hizmet dökümü, (...)" kuralına yer verilmiştir.
Davacılar tarafından, 5510 sayılı Kanunda yapılan değişiklik uyarınca işyeri sahiplerinin veya ortakların bir işe devam ederken, bir başka işyerinde SSK’lı olarak çalışması durumunda Bağ-Kur'unun sona erebileceği, SSK’nın geçerli olacağı, hatta bunun için SSK’ya ayda 30 gün prim ödenmesi yani tam zamanlı çalışmasının gerekmediği, bu düzenlemeye rağmen ortaklık yanında sadece Bağ-Kur hizmet dökümünün istenilmesinin hukuka aykırı olduğu, zira ortak tarafından Bağ-Kur hizmet dökümünün verilememesi durumunda elektronik ortamda çevre mevzuatı ile ilgili konularda atamasının yapılmadığı, dolayısıyla başka bir yerde çalışmasının engellendiği veya sigortasız olarak çalışmak zorunda bırakıldığı, bu durumun Anayasa'nın çalışma ve sözleşme hürriyeti yapma özgürlüğünün engellediği, dolayısıyla böyle bir sınırlamanın kanun yerine Tebliğ ile yapıldığı belirtilerek düzenlemelerin hukuka aykırı olduğu savunulmaktadır.
Davalı idare tarafından, Tebliğin 5. maddesinin 1. fıkrasının (a)-(b)-(c)-(ç) bentleri kapsamında görev alacak personelin sigortalı çalışan mı şirket ortağı mı olduğuna ilişkin belgenin talep edilmesi gerekliliğinin düzenlendiği, Tebliğ kapsamında görevlendirilen personelin sürekli olarak istihdam edilmesi gerekliliği ile ilgili hususların 5. maddenin 1. fıkrası ile düzenlendiği, ÇED süreçlerinin yoğun mesai gerektirdiği dikkate alındığında, personelin tam zamanlı çalışması ve çalışabileceği diğer işler ilgili kısıtlayıcı hükümler bulunması ÇED dosyasının kalitesi ve onay süreçlerinin kısalması açısından önem arz ettiği, personelin sigortalı çalışan olması durumunda sigortasının 30 gün yatırıldığı ve 5. maddenin 5. 6. ve 7. fıkralarında belirtilen işlerde çalışıp çalışmadığının sigorta hizmet döküm belgesinden kontrol edilebildiği, ancak personelin ortak olması durumunda bu kontrolün sadece ortaklık belgesi ile yapılamadığı, şirket ortaklarının Tebliğ kapsamında personel olarak görevlendirilmesi durumunda sürekli istihdam ve başka işlerde görev alma kısıtlıkları ile ilgili değerlendirmenin yapılabilmesi için Bağ-Kur hizmet döküm belgesinin sunulmasının gerektiği savunulmaktadır.
Uyuşmazlıkta; Tebliğ kapsamında görevlendirilen personelin sürekli olarak istihdam edilmesi gerekliliği ile ilgili hususlar, Tebliğin 5. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenmiş olup, bu düzenlemelerde yukarıda da ifade edildiği gibi hukuka aykırılık bulunmadığından, bu Tebliğ kapsamında görevlendirilen personelin tam zamanlı çalışıp çalışmadığının ortaya konulabilmesi için sigortalı çalışan bakımından işe giriş bildirgesi yeterli olsa da, şirket ortağı bakımından ortak olduğuna dair belgenin yeterli olmayacağı, aynı zamanda Bağ-Kur hizmet dökümü ile yapılacak kontrolün de gerekli olduğu sonucuna varıldığından, dava konusu düzenlemelerde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Dava konusu Tebliğin 8. maddesinin 1. fıkrasının (g) bendi yönünden;
Tebliğin "ÇED yeterlik belgesi alan kurum/kuruluşun yükümlülükleri" başlıklı 8. maddesinde; "(1) ÇED yeterlik belgesi alan kurum/kuruluş; (...) g) ÇED olumlu kararı verilen proje ile ilgili proje ilerleme raporunu hazırlamak üzere 5 inci maddenin birinci fıkrasının (a), (b), (c), (ç) bentlerinde belirtilen personelden en az birini inceleme yapmak üzere proje alanına göndermekle, yapılacak olan incelemeden en az 5 iş günü öncesinden il müdürlüğüne yazılı bilgi vermekle ve hazırlanan proje ilerleme raporunu inceleme yapan personel ve proje sahibi imzası ile birlikte, ÇED olumlu karar tarihinden itibaren komisyonda belirlenen periyottan en geç 15 gün içerisinde Bakanlığa sunmakla, yükümlüdür." kuralına yer verilmiştir.
Davacılar tarafından, 13/01/2023 tarihinde davalı idarenin internet sitesinde yayımlanan "proje ilerleme raporları hakkında duyuru"nun içeriğinde yer alan hususların dava konusu düzenlemede yer almadığı, oysaki normlar hiyerarşisine göre kanunda verilmiş hakkın nasıl kullanılacağının idarenin düzenleyici işlemleriyle ortaya konulması gerektiği, dolayısıyla dava konusu bendin bu yönüyle eksik düzenlendiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, dava konusu Tebliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendine göre çevresel etki değerlendirmesi yeterlik belgesine sahip kurum ve kuruluşun proje ilerleme raporunu hazırlama yetkisinin bulunduğu, 29/07/2022 tarih ve 31907 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan "Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği"nin; 4. maddesinin 1. fıkrasının (ff) alt bendine göre proje ilerleme raporu; ÇED Olumlu kararı alındıktan sonra, komisyonca belirlenen periyotlarda yatırımın inşaat öncesine ve inşaat dönemine ilişkin kaydedilen gelişmeleri içeren raporunu ifade ettiği, 18. maddesinin 4. fıkrasına göre “ÇED Olumlu” kararı verilen projelerin proje sahibinin, proje ilerleme raporunu, Bakanlıkça yeterlik verilen ve söz konusu projenin ÇED raporunun hazırlanmasında görev almayan kurum/kuruluşlara hazırlatarak elektronik sisteme yüklenmesi ve Bakanlık denetimlerinde sunmakla yükümlü olduğu, yükümlülüğün yerine getirilmesine yönelik yöntemin Bakanlıkça belirleneceğinin açıkça düzenlendiği, dava konusu Tebliğ ile ÇED Yeterlik Belgesine sahip kurum/kuruluşların proje ilerleme raporu sunmaları ile ilgili yükümlülüklerinin belirlendiği, ancak proje ilerleme raporlarının sunulması aşamasında değişiklik yapılabileceği, bu nedenle Tebliğde yer verilmeyen ayrıntılı yöntem ve formatın ayrıca duyurulduğu, bu yönüyle Tebliğde eksiklik bulunmadığı savunulmaktadır.
Uyuşmazlıkta, 29/07/2022 tarih ve 31907 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği"nin 18. maddesinin 4. fıkrasında proje ilerleme raporunun sunulmasına ilişkin yükümlülüğün yerine getirilmesine yönelik yöntemin Bakanlıkça belirleneceğinin açıkça düzenlendiği, dava konusu madde de ise ÇED yeterlik belgesi alan kurum/kuruluşunun proje ilerleme raporunu hazırlama ve sunma aşamasının genel hatlarıyla belirlendiği, 13/01/2023 tarihli davalı idarenin internet sitesinde yayımlanan duyurusunda ise yükümlüğün yerine getirilmesi bakımından dikkat edilmesi gereken hususlar ile proje ilerleme raporunun formatına yer verildiği dikkate alındığında, bu yönüyle düzenlemede eksiklik bulunmadığı sonucuna varılmış olup, normlar hiyerarşine ve belirlilik ilkesine aykırılık bulunmamaktadır.
Dava konusu Tebliğin 9. maddesinin 5. fıkrası yönünden;
Tebliğin "Diğer yükümlülükler ve hususlar" başlıklı 9. maddesinin 5. fıkrasında; "ÇED yeterlik belgesine sahip kurum/kuruluş, kendisi ile aynı vergi numarasına sahip proje sahibine bu Tebliğ kapsamında hizmet veremez. ÇED yeterlik belgesine sahip kurum/kuruluş bünyesinde 6102 sayılı Kanun kapsamında yönetim organı olarak görev alan şahıslar, temsile yetkili kılınan şahıslar veya ortaklar; herhangi bir unvanla görev aldıkları veya ortağı oldukları proje sahiplerine hizmet veremezler." kuralına yer verilmiştir.
Davacılar tarafından, ÇED yeterlik belgesine sahip kurum/kuruluşun yaptığı işler ÇED süreci ile ilgili hazırlık işlemleri olduğundan ve bu iş ve işlemler hem komisyon hem de Bakanlık tarafından kontol edilip incelendiğinden ve nihai karar da Bakanlık tarafından verildiğinden, ÇED yeterlik belgesine sahip kurum/kuruluşun kendisi ile aynı vergi numarasına sahip proje sahibine bu Tebliğ kapsamında hizmet verememesi, ayrıca ÇED yeterlik belgesine sahip kurum/kuruluş bünyesinde 6102 sayılı Kanun kapsamında yönetim organı olarak görev alan şahısların, temsile yetkili kılınan şahısların veya ortakların herhangi bir unvanla görev aldıkları veya ortağı oldukları proje sahiplerine hizmet verememesi, temel hak ve ödev olarak Anayasa'nın 48. maddesinde düzenlenen sözleşme yapma ve çalışma özgürlüğünün sınırlandırılması anlamına geldiği, böyle bir sınırlandırmanın ise kanunla yapılması gerekirken, tebliğ ile yapılmasının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, proje sahibinin, ÇED süreçlerine etkisini ortadan kaldıracak düzenlemelerin getirildiği, düzenlemenin hukuka uygun olduğu savunulmaktadır.
Uyuşmazlıkta, dava konusu düzenleme gereği ÇED yeterlik belgesine sahip kurum/kuruluşun, doğrudan (aynı vergi numarasına sahip) veya dolaylı olarak (6102 sayılı Kanun kapsamında yönetim organı olarak görev alan şahıslar, temsile yetkili kılınan şahıslar veya ortaklar; herhangi bir unvanla görev aldıkları veya ortağı oldukları) proje sahiplerine hizmet veremeyecekleri dikkate alındığında, düzenlemenin, ÇED sürecinin gizli, tarafsız ve etik bir şekilde yürütülebilmesi amacıyla proje sahibinin, ÇED süreçlerine etkisini ortadan kaldırmaya yönelik yapıldığı anlaşılmış olup, söz konusu düzenlemenin çevrenin korunmasına yönelik tedbir içeren nitelikte olduğu, dolayısıyla çalışma ve sözleşme hürriyetinin kısıtlanmadığı sonucuna varıldığından, dava konusu düzenlemede hukuka ve kamu yararına aykırılık görülmemiştir.
Dava konusu Tebliğin 9. maddesinin 6. fıkrası yönünden;
Tebliğin "Diğer yükümlülükler ve hususlar" başlıklı 9. maddesinin 6. fıkrasında; "Proje sahibi bünyesinde görev alan hiçbir personel, ilgili projenin ÇED sürecinde proje personeli olarak görev alamaz." kuralına yer verilmiştir.
Davacılar tarafından, proje sahibi bünyesinde görev alan hiçbir personelin proje personeli olarak yer almaması, temel hak ve ödev olarak Anayasa'nın 48. maddesinde düzenlenen sözleşme yapma ve çalışma özgürlüğünün sınırlandırılması anlamına geldiği, böyle bir sınırlandırmanın ise kanunla yapılması gerektiği, ayrıca proje sahibinin personelinin faaliyet kapsamında daha tecrübeli olduğu, yasaklamak yerine denetimin artrılmasının uygun yöntem olacağı, bu yönüyle düzenlemenin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, proje sahibinin, ÇED süreçlerine etkisini ortadan kaldıracak düzenlemelerin getirildiği, düzenlemenin hukuka uygun olduğu savunulmaktadır.
Uyuşmazlıkta; Tebliğin 4. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendine göre, proje personeli Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği kapsamında sunulan rapor veya dosyalarda, inceleme değerlendirme sürecinde projeye özgü Bakanlık/il müdürlüğünce talep edilen, mesleğinde en az beş yıl tecrübeli personeli ifade etmekte olup, proje personelinin inceleme ve değerlendirme sürecinde görev aldığı dikkate alındığında, düzenlemenin, ÇED sürecinin gizli, tarafsız ve etik bir şekilde yürütülebilmesi amacıyla proje sahibinin, ÇED süreçlerine etkisini ortadan kaldırmaya yönelik yapıldığı anlaşılmış olup, söz konusu düzenlemenin çevrenin korunmasına yönelik tedbir içeren nitelikte olduğu, dolayısıyla çalışma ve sözleşme hürriyetinin kısıtlanmadığı sonucuna varıldığından, dava konusu düzenlemede hukuka ve kamu yararına aykırılık görülmemiştir.
Dava konusu Tebliğin 9. maddesinin 7. fıkrası yönünden;
Tebliğin "Diğer yükümlülükler ve hususlar" başlıklı 9. maddesinin 7. fıkrasında; "ÇED yeterlik belgesine sahip kamu kurum/kuruluşunda, beşinci ve altıncı fıkra hükümleri aranmaz." kuralına yer verilmiştir.
Davacılar tarafından, özel sektöre kısıtlama getirilirken, kamu kurumu lehine düzenlemeler getirildiği, bu düzenlemelerin Anayasanın eşitlik ilkesini ihlal ettiği belirtilerek, düzenlemenin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, halihazırda yetkilendirilmiş kamu kuruluşları; MTA, Karayolları Genel Müdürlüğü, DSİ, TEİAŞ olup, kendi kurumlarına ait ÇED süreçlerini yönettikleri, bu kurumların ÇED kararlarının özel sektöre ait projelerin ÇED kararlarına göre azınlıkta olduğu, bu kurumlarda çevre birimleri olduğu ve ÇED süreçlerini hazırlayan birimlerin diğer birimlerden ayrıldığı, ÇED süreçlerini yanlış yönlendirmeye yönelik ve kararı etkileyebilecek yanlış bilgi verilmeyeceği dikkate alındığında, düzenlemenin hukuka uygun olduğu savunulmaktadır.
Uyuşmazlıkta; çevrenin korunmasına yönelik uygulamaların Devlet kurumlarının tamamının temel amaçlarından biri olduğu dikkate alındığında, yetkilendirilmiş kamu kurumunun kendi yürüttüğü projeyle ilgili ÇED süreçlerinde yanlış yönlendirmeye veya kararı etkileyebilecek nitelikte bilgi vermeyeceğinin kabulünün gerektiği gibi, emeklilik/birim değişikliği gibi durumlarda personel sayısının zaman zaman azalabileceğinden kamu yararı adına yürütülen projeyle ilgili hizmetlerin aksamaması gerektiği hususu da dikkate alındığında, Tebliğin 9. maddesinin 5. ve 6. fıkralarında çevrenin korunması amacına yönelik (özel sektör bakımından) alınan tedbirlerden yetkilendirilmiş kamu kurumunun muaf tutulmasına ilişkin dava konusu düzenlemede Anayasanın eşitlik ilkesine, hukuka ve kamu yararına aykırılık görülmemiştir.
Dava konusu Tebliğin geçici 1. maddesinin 1. fıkrasına gelince;
29/11/2019 tarih ve 30963 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren "Çevresel Etki Değerlendirmesi Yeterlik Belgesi Tebliği"nin "Önceki yeterlik belgelerinin geçerlik süreleri" başlıklı geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında; "Bu Tebliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce Yeterlik Belgesi alarak faaliyet gösteren kurum/kuruluşlar asgari yeterlik personeli şartını vize süresi sonuna kadar sağlamakla yükümlüdür. Yeni vize başvurusunda bu Tebliğ hükümleri dikkate alınır." kuralına yer verilmiştir.
Dava konusu Tebliğin geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında ise; bu Tebliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce ÇED yeterlik belgesi alarak faaliyet gösteren kurum/kuruluş, 5 inci maddenin beşinci, altıncı ve yedinci fıkralarında belirtilen şartları bu Tebliğin yayımı tarihinde vize sürelerinin bitimine doksan günden az kalmış olması halinde vize süresi sonuna kadar; vize süresinin bitimine doksan günden daha fazla süre olması halinde, bu Tebliğin yayımından itibaren doksan gün içinde sağlamakla yükümlü olduğu, yeni vize başvurusunda bu Tebliğ hükümlerinin dikkate alınacağı düzenlenmiştir.
Davacılar tarafından, mülga Tebliğe göre zaman bakımından kısıtlayıcı nitelikte düzenleme öngörüldüğü, nitekim 90 günden az süre kaldığında ve elinde hazırlaması gereken projesi olan ve Tebliğin istediği nitelikte personeli temin edemeyen birçok firmanın kapanma tehlikesinin bulunduğu, aynı zamanda önceki Tebliğ'de vize süresinin sonuna kadar yükümlülüklerin yerine getirilmesi için zaman tanınmış iken, bu düzenleme ile 90 günlük süre tanınması ile kazanılmış hakların ihlal edildiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, mülga Tebliğin geçici 1. maddesinin 1. fıkrası ile dava konusu Tebliğin geçici 1. maddesinin 1. fıkrasının içeriklerinin birbirinden farklı olduğu, nitekim, Mülga Tebliğde sürekli istihdam edilen personel sayısının artırıldığı ve bu şartın sağlanması için vize süresi sonuna kadar süre verildiği, dava konusu Tebliğde ise söz konusu kuruluşlarda zaten çalışmakta olan ancak elektronik sistemde ataması yapılamayacak personel ile ilgili şartların sağlanması için doksan gün süre verildiği, ayrıca vize süresi dolan/dolması yakın/yeni kurulması planlanan kuruluşlar ile vize süresi dolmasına yakın 2-3 yıl süresi olan kuruluşlar bakımından haksız rekabet oluşturduğunun ve karışıklığa sebep olduğunun tespit edilmesi nedeniyle bu uygulamadan vazgeçilerek 90 günlük süre verildiği savunulmaktadır.
Uyuşmazlıkta; Tebliğ ile getirilen yeni kısıtlama ve yükümlülüklerin nitelikleri de göz önünde bulundurulduğunda, Tebliğ'in yürürlüğe girdiği tarihte vize süresinin (çevresel etki değerlendirmesi yeterlik belgesinin geçerlilik süresi) dolmasına doksan günden fazla kalan kurum/kuruluşların, Tebliğ'in yürürlüğe girdiği tarihten itibaren doksan gün içerisinde bu Tebliğ ile getirilen kısıtlamalara uyum sağlaması ve yükümlülükleri yerine getirmesi bakımından doksan günlük sürenin makul bir süre olduğu sonucuna varılmıştır. Nitekim, Tebliğ ile öngörülen yeni koşullara uyum sağlanması bakımından 90 günlük süre tanınması yerine, önceki Tebliğde yer alan düzenlemede olduğu gibi, vize süresinin sonuna kadar süre tanınması durumunda, çevrenin korunması amacıyla Tebliğin 5. maddesinin 5., (yukarıda hukuka uygun olduğu sonucuna varılan) 6. ve 7. fıkralarında öngörülen yükümlülüklerin yerine getirilmesinde vize süresi dolan/dolması yakın kurum/kuruluşlar ile vize süresi dolmasına yakın 2-3 yıl süresi olan kuruluşlar arasında çevrenin korunması amacının gerçekleştirilmesi bakımdan eşitsizlik oluşturacağının kabulü gerekmektedir.
Bununla birlikte, Tebliğ'in yürürlüğe girdiği tarihte vize süresinin dolmasına doksan günden az kalan kuruluşların, vize süresinin sonuna kadar bu Tebliğ ile getirilen kısıtlamalara uyum sağlaması ve yükümlülükleri yerine getirmesine ilişkin aynı fıkrada yer alan düzenleme kapsamında kalan kuruluşların da olabileceği dikkate alındığında, bu sürenin makul olmadığı görülmekte ise de, davalı idarenin yürütmenin durdurulması kararına karşı sunulan itiraz dilekçesinde, Tebliğ'in yürürlüğe girdiği tarihte Türkiye'de faaliyet gösteren çevresel etki değerlendirmesi yeterlik belgesine sahip kuruluşlardan hiçbirisinin vize süresinin dolmasına doksan günden az bir süre kalmadığı belirtilerek, buna ilişkin bir tabloya da yer verildiğinden, düzenlemenin bu haliyle hukuka aykırı olmadığı sonucuna varılmıştır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen...-TL vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Varsa posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 06/11/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.