Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2024/758 E. , 2025/2429 K.
"İçtihat Metni" T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2024/758
Karar No : 2025/2429
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) :...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU:...Vergi Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin... tarih ve E:......, K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı adına, ... Metal Elektrik İnşaat ve Orman Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi’nin sahte fatura düzenleme fiiline iştirak ettiğinden bahisle 2019 yılına ait kurumlar vergisi, aynı yılın Ocak ila Temmuz dönemlerine ait katma değer vergisi ve aynı yılın tüm dönemlerine ait geçici vergiler üzerinden kesilen bir kat vergi ziyaı cezalarının kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Sahte fatura düzenleme fiiline iştirak edildiği iddia edilen şirket hakkındaki saptamalar, düzenlediği faturaların sahte olduğunu göstermekle birlikte davacının bu fiile iştirak ettiğine dair somut tespit bulunmadığından, kesilen vergi ziyaı cezasında hukuki isabet görülmediği gerekçesiyle dava konusu cezalar kaldırılmıştır.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Dava konusu cezalara ait ihbarname eklerinin tebliğ edilmediği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA,
3.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 26/05/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X)-KARŞI OY :
Kurulduğu17/04/2018 tarihinden itibaren mükellefiyetinin re'sen terkin edildiği 30/06/2019 tarihine kadar münhasıran sahte belge düzenlediği yolunda vergi tekniği raporu bulunan mükellef şirket tarafından işlenen kaçakçılık suçuna iştirak ettiğinden bahisle davacı adına kesilen vergi ziyaı cezasına; sahte belge düzenleyicisi olduğu ileri sürülen mükellef hakkındaki incelemenin bitirilme süresine uyulmadığı, içeriğinin varsayıma dayalı olduğu, şirketle de hiçbir bağın bulunmadığı ileri sürülerek dava açılmıştır.
Asıl fail hakkında düzenlenen vergi tekniği raporundaki ''Sahte Belge Düzenleme Fiiline İştirak Eden Kişilere İlişkin Değerlendirme'' başlıklı kısmında; davacıya sözü edilen şirket tarafından, şirketi idare ve yönetimi için geniş kapsamlı vekâletname verildiği, ayrıca karşıt tespitlerde iki firmanın davacı ile muhatap oldukları tespitlerine yer verilmiştir.
T.C. hudutları dâhilinde bulunan bilumum resmî makam ve mercilerde tam yetkili olarak temsil etmeye, 456 sayılı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği uyarınca Elektronik tebligata ilişkin şifre talebinde bulunmaya, bu taleple ilgili dilekçe ve formları düzenlemeye ve imzalamaya, elektronik tebligata ilişkin şifre almaya, Sosyal Güvenlik Kurumu'na müracaat ederek iş yerini kapatmaya, şirket adına her türlü izin ve ruhsat almaya, şirket adına hesap açma, para çekme, başka bir hesaba para yatırma, açılan bankamatik kart ve şifrelerini teslim alma vb. pek çok yetkinin davacıya verilmesi, davacının ise sözü edilen şirketin ortağı, kanuni temsilcisi yahut muhasebe hizmeti verdiği mükellef de olmaması dikkate alındığında; bu durumun, iktisadi, ticari ve teknik icaplara uygun olduğu söylenemez. Öte yandan, şirketin emtia alımında ya da mal teslimi yahut hizmet ifasında bulunmadığı halde davacı adına, bankadan para transferinin olması ve ayrıca şirket adresinde yoklamalarda hazır bulunması da dikkate alındığında; davacının sahte belge düzenleme eylemine iştirak ettiğinin kabulü gerekir. Dolayısıyla 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 344. maddesinin ikinci fıkrası gereğince kesilen vergi ziyaı cezasında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenle, temyiz isteminin kabulü ile Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle, çoğunluğun karara katılmıyorum.